BULUNUR!..

Kurtuluş savaşı henüz başlıyordu.Ordu yoktu ve her taraftan vatanın bağrına giren düşmanlara karşı ancak gönüllü çetelerle savaş yapılıyordu.Mebuslar arasında bile, dövüşü göze alan, fakat ümitsizlikten kurtulamayanlar vardı.

Birgün büyük millet meclisinde vatanın kurtulması için neler yapılması lazım geldiği hakkında heyecanlı konuşmalar oluyordu.Mebuslardan biri, sözleri büyük vatan şairi Namık Kemal’in şu beyiti ile bitirdi: ”Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini, yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?..”

En büyük ve korkunç düşmanın ümitsizlik olduğunu pek iyi bilen Atatürk bu beyitin iki kelimesini değiştirerek, fakat veznini de bozmaksızın sert ve sarsılmayacak bir sesle şu cevabı verdi:

”Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini, bulunur kurtaracak maderini!..”

23 Nisan 1920… Ankara’da büyük millet meclisi açılmıştır.Memleketin her tarafından birçok milletvekilleri gelmiştir.Bu yeni meclise gelenlerin bir kısmı Ankara’da hiçbir şeyin olmadığını görünce, ümitsizliğe düşmüşlerdi.Bahsedilen ne yeşil ordu, ne hazine, ne yatacak otel, hiçbir şey yoktu.Sadece Mustafa Kemal…

…Bazılarına bu dava çürük gelmiş olacak ki, memleketlerine dönmeye karar verdiler.Bunlar geri dönerlerse mecliste huzursuzluk olacağını anlayan Mustafa Kemal, kürsüye çıktı.O gün pek heyecanlıydı.Atatürk’ün hayatında belki de böyle canlı bir tablo doğmamıştı.Milletvekillerine hitaben:

-İşittim ki, bazı arkadaşlar yoksulluğumuzu bahane ederek memleketlerine dönmek istiyorlarmış.Ben kimseyi zorla milli meclise davet etmedim.Herkes kararında özgürdür.Bunlara başkaları da katılabilirler.Ben mukaddes davaya inanmış bir insan sıfatı ile buradan bir yere gitmemeye karar verdim.Hatta, hepiniz gidebilirsiniz.Asker Mustafa Kemal mavzerini eline alır, fişeklerini göğsüne dizer, bir eline de bayrağını alır, bu şekilde Elmadağı’na çıkar, orada tek kurşunum kalana kadar vatanı savunurum.Kurşunlarım bitince de bu aciz vücudumu bayrağıma sarar, düşman kurşunları ile yaralanır, temiz kanımı, mukaddes bayrağıma içire içire tek başıma can veririm.Ben buna and içtim!.. diye feryat edince, herkesi bir heyecan dalgası sardı.Hiçbiri gözyaşlarını tutamıyordu.

Yorum Ekle:

Bir Cevap Yazın