HOCA EFENDİ

Atatürk bir yurt gezisi sırasında Tekirdağ’da sokağa çıkmış, canı kadar sevdiği halkın arasında yürüyordu.Eczacı Ekrem Bey’in eczanesi önüne geldiğinde durmuştu.GÖzü birine takılmıştı, bu sarıklı cüppeli eski cami imamı mevlana Mustafa Özeren’di.

-Hoca efendi.. Hoca efendi..

Eski camii imamı hemen koşmuş gazinin yanına sokulmuştu.Birlikte merkez eczanesine girilmiş, bir masanın etrafına geçilmişti.

Hoca efendi! Yaz bakalım vettini vezzeytuni ve turi sinin ve hazel-beledil emin..

Hoca efendi, tabi Arap harfleri ile itina ederek Kur’an’dan bu ayeti yazmıştı.Mustafa Kemal Paşa gözlerini hocanın gözlerine dikerek ”Hocam ben bu yazdıklarını (Valtin vaizton) okuyorum ne dersin” demiş.Eski camii imamı da ”efendim bunun üstünü var, esresi var, şeddesi var, meddi var.Bakınız bunları koyduğumuz zaman aslı gibi okunur” diye cevap vermişti.Gazi, Arap harfleri ile ayeti etrafındakilere okutmuş her biri başka türlü birşey söylemişti.Bunu üzerine Gazi, kelaemi hocanın elinden alıp aynı ayeti yeni harflerle yazıp ve demişti ki:

-Görüyorsun Hoca efendi, bu harflerin şeddesi meddesi yok.Hem bak bur harflerle ne kadar kolay ve yanlışsız okunuyot.Biz işte bunu düşünerek ve batı eserlerini de kolayca öğrenebilmek için, bütün cihana lisanımızı kolaylıklar öğretebilmek için latin harflerini kabul ediyoruz.Buna ne dersiniz?

-Çok güzel efendim, çok güzel diyecek birşey yok, Allah Muvaffak etsin..

Gazi ayrılırken gene eski camii imamına ”sizden Türk yazısını öğrenmenizi isterim” demişti.İnkılaplara inanmış olan bu ihtiyar din adamı birkaç ay zarfında bu harfleri öğrenecek, gazi’nin kendisine hediye ettiği el yazısnın bulunduğu küçük kağıdı hayarının en kıymatli hatırası olarak saklayacaktı.

Yorum Ekle:

Bir Cevap Yazın