<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Anıtkabir</title>
	<atom:link href="http://www.anitkabir.org/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.anitkabir.org</link>
	<description>Atamızın ebedi İstirahatgâhı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 16 May 2012 17:09:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Atatürk ve Din (1922, 1923 ve 1925&#8242;te söyledikleri&#8230;)</title>
		<link>http://www.anitkabir.org/ataturk/ataturk-ve-din-1922-1923-ve-1925te-soyledikleri.html?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ataturk-ve-din-1922-1923-ve-1925te-soyledikleri</link>
		<comments>http://www.anitkabir.org/ataturk/ataturk-ve-din-1922-1923-ve-1925te-soyledikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 14:10:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ckaraca</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anitkabir.org/?p=1195</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;">&#8220;Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum. Şuura aykırı, ilerlemeye mani hiçbir şey ihtiva etmiyor.&#8221;</p> <p style="text-align: justify;">&#8221; Bizi yanlış yola sevkeden soysuzlar bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep din kuralları sözleriyle aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">&#8220;Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum. Şuura aykırı, ilerlemeye mani hiçbir şey ihtiva etmiyor.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8221; Bizi yanlış yola sevkeden soysuzlar bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep din kuralları sözleriyle aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz&#8230; Görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harabeden fenalıklar hep din örtüsü altındaki küfür ve kötülükten gelmiştir.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla alakası olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler zamanın yeniliklerine uymayı kafir olmak sanıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış yorumu yapanların amacı, İslamların kafirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, beyinledir.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Bizim dinimiz en makul ve en tabiî bir dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin tabiî olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uyması lâzımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Bizim dinimiz, milletimize değersiz, miskin ve aşağı olmayı tavsiye etmez. Aksine Allah da, Peygamber de insanların ve milletlerin değer ve şerefini muhafaza etmelerini emrediyor.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin bu dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Hangi şey ki akla, mantığa halkın menfaatine uygundur; biliniz ki o bizim dinimize de uygundur. Bir şey akıl ve mantığa, milletin menfaatine, İslamın menfaatine uygunsa kimseye sormayın. O şey dinidir. Eğer bizim dinimiz aklın mantığın uyduğu bir din olmasaydı mükemmel olmazdı, son din olmazdı.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Din vardır ve lazımdır. Temeli çok sağlam bir dinimiz var. Malzemesi iyi fakat bina, uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayı takviye etmek lüzumu hissedilmemiş. Aksine olarak birçok yabancı unsur, tefsirler, hurafeler, binayı daha fazla hırpalamış. Bugün bu binaya dokunulamaz, tamir de edilemez. Ancak zamanla çatlaklar derinleşecek ve sağlam temeller üstünde yeni bir bina kurmak lüzumu hasıl olacaktır&#8230;&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Din, bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye muhalif değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor; kaste ve fiile dayanan taassupkar hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere asla fırsat vermeyeceğiz&#8230;&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Ey arkadaşlar! Tanrı birdir, büyüktür; tanrısal inanışların belirtilerine bakarak diyebiliriz ki, insanlar iki sınıfta, iki devirde mütalâa olunabilir. İlk devir insanlığın çocukluk ve gençlik devridir. İkinci devir, beşeriyetin erginlik ve olgunluk devridir.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;İnsanlık birinci devirde tıpkı bir çocuk gibi, tıpkı bir genç gibi yakından ve maddi vasıtalarla kendisiyle meşgul olunmayı gerektirir. Allah,<br />
kullarının lazım olan olgunlaşma noktasına erişinceye kadar içlerinden vasıtalarla dahi kullariyle meşgul olmayı tanrılık özelliğinin gereklerinden saymıştır. Onlara Hazreti Adem Aleyhisselam&#8217;dan itibaren bilinen ve bilinmeyen sayısız denecek kadar çok nebiler, peygamberler ve elçiler göndermiştir. Fakat Peygamberimiz vasıtasiyle en son dini, medeni gerçekleri verdikten sonra artık insanlıkla aracı ile temasta bulunmağa lüzum görmemiştir. İnsanlığın kavrayış derecesi, aydınlanma ve olgunlaşması sayesinde her kulun doğrudan doğruya tanrısal düşüncelerle temas kabiliyetine eriştiğini kabul buyurmuştur ve bu sebepledir ki, Cenabı Peygamber, peygamberlerin sonuncusu olmuştur ve kitabı, en eksiksiz kitaptır.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Hz. Muhammed&#8217;i bana, cezbeye tutulmuş sönük bir derviş gibi tanıttırmak gayretine kapılan bu gibi cahil adamlar, onun yüksek şahsiyetini ve başarılarını asla kavrayamamışlardır. Anlamaktan da çok uzak görünüyorlar. Cezbeye tutulmuş bir derviş, Uhud Muharebesinde en büyük bir komutanın yapabileceği bir planı nasıl düşünür ve tatbik edebilir? Tarih, hakikatleri tahrif eden bir sanat değil, belirten bir ilim olmalıdır. Bu küçük harpte bile askerî dehâsı kadar siyasî görüşüyle de yükselen bir insanı, cezbeli bir derviş gibi tasvire yeltenen cahil serseriler, bizim tarih çalışmamıza katılamazlar. Hz. Muhammed bu harb sonunda çevresindekilerin direnmelerini yenerek ve kendisinin yaralı olmasına bakmayarak, galip düşmanı takibe kalkışmamış olsaydı, bugün yeryüzünde müslümanlık diye bir varlık görülemezdi.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Baylar ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensublar memleketi olamaz. En doğru ve en hakikî tarikat, medeniyet tarikatıdır.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anitkabir.org/ataturk/ataturk-ve-din-1922-1923-ve-1925te-soyledikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Gençliğe Hitabesi</title>
		<link>http://www.anitkabir.org/genclige-hitabe/ataturkun-genclige-hitabesi-2.html?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ataturkun-genclige-hitabesi-2</link>
		<comments>http://www.anitkabir.org/genclige-hitabe/ataturkun-genclige-hitabesi-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Oct 2011 06:41:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hmorko</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gençliğe Hitabe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anitkabir.org/?p=561</guid>
		<description><![CDATA[Ey Türk Gençliği!&#160;</p> <p>Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.</p> <p>Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table width="500" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" align="left"><strong>Ey Türk Gençliği!</strong>&nbsp;</p>
<p><strong>Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.</strong></p>
<p><strong>Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.</strong></p>
<p><strong>Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! </strong></p>
<p><strong>Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="310" align="left"></td>
<td width="190" align="left"><strong><em>Mustafa Kemal Atatürk<br />
20 Ekim 1927</em></strong>&nbsp;</p>
<p><img src="http://www.ataturkungencligehitabesi.com/ata_imza.gif" alt="" width="133" height="49" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="color: #2d2d2d; font-family: Verdana;"> </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anitkabir.org/genclige-hitabe/ataturkun-genclige-hitabesi-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Onuncu Yıl Marşı</title>
		<link>http://www.anitkabir.org/onuncu-yil/onuncu-yil-marsi.html?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=onuncu-yil-marsi</link>
		<comments>http://www.anitkabir.org/onuncu-yil/onuncu-yil-marsi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Oct 2011 06:37:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hmorko</dc:creator>
				<category><![CDATA[Onuncu Yıl]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anitkabir.org/?p=557</guid>
		<description><![CDATA[<p>Çıktık açık alınla on yılda her şavaştan;<br /> On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan.<br /> Başta bütün dünyanın saydığı Başkumandan;<br /> Demir ağlarla ördük Ana yurdu dört baştan.</p> <p>Türk&#8217;üz Cumhuriyet&#8217;in göğsümüz tunç siperi,<br /> Türk&#8217;e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri.</p> <p>Bir hızla kötülüğü geriliği boğarız,<br /> Karanlığın üstüne güneş gibi doğarız.<br [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çıktık açık alınla on yılda her şavaştan;<br />
On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan.<br />
Başta bütün dünyanın saydığı Başkumandan;<br />
Demir ağlarla ördük Ana yurdu dört baştan.</p>
<p>Türk&#8217;üz Cumhuriyet&#8217;in göğsümüz tunç siperi,<br />
Türk&#8217;e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri.</p>
<p>Bir hızla kötülüğü geriliği boğarız,<br />
Karanlığın üstüne güneş gibi doğarız.<br />
Türk&#8217;üz bütün başlardan üstün olan başlarız;<br />
Tarihten önce vardık, tarihten sonra varız.</p>
<p>Türk&#8217;üz Cumhuriyet&#8217;in göğsümüz tunç siperi,<br />
Türk&#8217;e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri.<br />
Çizerek kanımızla öz yurdun haritasını,<br />
Dindirdik memleketin yıllar süren yasını.<br />
Bütünledik her yönden istiklâl kavgasını.<br />
Bütün dünya öğrendi, Türklüğü saymasını.</p>
<p>Türk&#8217;üz Cumhuriyet&#8217;in göğsümüz tunç siperi,<br />
Türk&#8217;e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri.</p>
<p>Örnektir milletlere açtığımız yeni iz;<br />
İmtiyazsız, sınıfsız kaynaşmış bir kütleyiz;<br />
Uyduk görüşte bilgiye, gidişte ülkeye biz;<br />
Tersine dönse dünya yolumuzdan dönmeyiz.</p>
<p>Türk&#8217;üz Cumhuriyet&#8217;in göğsümüz tunç siperi,<br />
Türk&#8217;e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anitkabir.org/onuncu-yil/onuncu-yil-marsi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Onuncu Yıl Nutku</title>
		<link>http://www.anitkabir.org/onuncu-yil/onuncu-yil-nutku.html?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=onuncu-yil-nutku</link>
		<comments>http://www.anitkabir.org/onuncu-yil/onuncu-yil-nutku.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Oct 2011 06:36:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hmorko</dc:creator>
				<category><![CDATA[Onuncu Yıl]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anitkabir.org/?p=555</guid>
		<description><![CDATA[<p>Türk Milleti!</p> <p>Kurtuluş Şavaşı&#8217;na başladığımızın on beşinci yılındayız. Bugün Cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır. Kutlu olsun!</p> <p>Şu anda, büyük Türk milletinin bir ferdi olarak, bu kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim.</p> <p>Yurttaşlarım!</p> <p>Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli, Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Milleti!</p>
<p>Kurtuluş Şavaşı&#8217;na başladığımızın on beşinci yılındayız. Bugün Cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır. Kutlu olsun!</p>
<p>Şu anda, büyük Türk milletinin bir ferdi olarak, bu kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim.</p>
<p>Yurttaşlarım!</p>
<p>Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli, Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti&#8217;dir. Bundaki muvaffakiyeti, Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak, azimkârane yürümesine borçluyuz. Fakat yaptıklarımzı asla kâfi göremeyiz; çünkü, daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz.</p>
<p>Yurdumuzu, dünyanın en mamur ve en medenî memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi, en geniş, refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Millî kültürümüzü, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız. Bunun için, bizce zaman ölçüsü, geçmis asırların gevşetici zihniyetine göre değil, asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir. Geçen zamana nispetle daha çok çalışacağız, daha az zamanda daha büyük işler başaracağız. Bunda da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur.</p>
<p>Çünkü,Türk milletinin karakteri yüksektir; Türk milleti çalışkandır; Türk milleti zekidir. Çünkü, Türk milleti millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin, yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir. Şunu da ehemmiyetle tebaruz ettirmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihî bir vasfı da, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtrî zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini ve millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek millî ülkümüzdür. Türk milletine çok yakışan bu ülkü, onu, bütün beşeriyette, hakikî huzurun temini yolunda, kendine düşen medenî vazifeyi yapmakta muvaffak kılacaktır.</p>
<p>Büyük Türk milleti!</p>
<p>On beş yıldan beri, giriştiğimiz işlerde muvaffakiyet vadeden çok sözlerimi işittin. Bahtiyarım ki, bu sözlerimin hiç birinde milletimin hakkımdaki itimadını sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım. Bugün, aynı iman ve katiyetle söylüyorum ki, millî ülküye, tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk milletinin büyük millet olduğunu, bütün medenî âlem az zamanda bir kere daha tanıyacaktır. Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile, atinin yüksek medeniyet ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır.</p>
<p>Türk milleti!</p>
<p>Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle, huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.</p>
<p>Ne mutlu Türküm diyene!</p>
<p><strong>Ankara, 29 Ekim 1933</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anitkabir.org/onuncu-yil/onuncu-yil-nutku.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Resimlerle Atatürk</title>
		<link>http://www.anitkabir.org/ataturk/resimlerle-ataturk.html?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=resimlerle-ataturk</link>
		<comments>http://www.anitkabir.org/ataturk/resimlerle-ataturk.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jul 2011 18:41:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hmorko</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anitkabir.org/?p=355</guid>
		<description><![CDATA[<p>&#160;</p> <p></p> <p>Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün Babası Ali Rıza Efendi (1841-1888)</p> <p>&#160;</p> <p></p> <p>Selanik Kocakasım Mah., Islâhhâne Caddesi’ndeki Atatürk’ün doğduğu üç katlı pembe ev. Bu evin benzeri Atatürk’ün doğumunun 100. yıldönümünde Ankara’da, Atatürk Orman Çiftliği’nde yaptırılmıştır.</p> <p>&#160;</p> <p></p> <p>Mustafa Kemal, Harp Akademisinden Kurmay Yüzbaşı olarak mezun oldu. Bu okulda öğrenci iken İstibdat İdaresine karşı şüphe uyandırdığından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-2.jpg" alt="" width="231" height="450" /></p>
<p><strong>Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün Babası Ali Rıza Efendi (1841-1888)</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-3.jpg" alt="" width="450" height="353" /></strong></p>
<p><strong>Selanik  Kocakasım Mah., Islâhhâne Caddesi’ndeki Atatürk’ün doğduğu üç katlı  pembe ev. Bu evin benzeri Atatürk’ün doğumunun 100. yıldönümünde  Ankara’da, Atatürk Orman Çiftliği’nde yaptırılmıştır.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-4.jpg" alt="" width="258" height="450" /></p>
<p><strong>Mustafa  Kemal, Harp Akademisinden Kurmay Yüzbaşı olarak mezun oldu. Bu okulda  öğrenci iken İstibdat İdaresine karşı şüphe uyandırdığından Saray’da  sorguya çekildi ve Şam’daki 5 nci Ordu emrine verildi. 11 Ocak 1905</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-5.jpg" alt="" width="323" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Mustafa Kemal Şam’da, 5 nci Ordu 30 ncu Süvari Alayında görevliyken. 1906</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-6.jpg" alt="" width="376" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Mustafa Kemal, Kolağası (Kd.Yzb.) rütbesine terfi ettiği gün. 20 Haziran 1907</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-7.jpg" alt="" width="450" height="337" /></strong></p>
<p><strong>Mustafa Kemal, Harekât Ordusu Subayları ile, Selanik. 1909</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-8.jpg" alt="" width="450" height="333" /></strong></p>
<p><strong>Kurmay Binbaşı Mustafa Kemal, Mücahit Bedevi Kuvvetleri önünde emirlerini yazdırırken, Derne. 1912</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-9.jpg" alt="" width="450" height="281" /></strong></p>
<p><strong>Mustafa Kemal, Trablusgarp’ta arkadaşları ile birlikte. 1912</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-10.jpg" alt="" width="265" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Sofya  Ataşemiliteri iken, verilen kostümlü baloya yeniçeri kıyafeti ile  gitmiş ve etrafında derin bir hayranlık uyandırmıştır. 11-12 Mayıs 1914</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-11.jpg" alt="" width="450" height="255" /></strong></p>
<p><strong>Mustafa Kemal, Sofya’da Ataşemiliter&#8230; 1914</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-12.jpg" alt="" width="387" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Mustafa Kemal, 3 ncü Kolordu Erkânı ile&#8230; 1915</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-13.jpg" alt="" width="383" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Kurmay Albay Mustafa Kemal, Çanakkale’de&#8230;1915</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-14.jpg" alt="" width="373" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Çanakkale’nin cehennemi andıran savaşlarında her zaman askerleri ile beraber siperlerde olan Mustafa Kemal&#8230;1915</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-15.jpg" alt="" width="312" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Mustafa Kemal’in Tümgeneralliğe (Mirlivalığa) yükselmesi&#8230;1 Nisan 1916</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-16.jpg" alt="" width="450" height="290" /></strong></p>
<p><strong>II. Ordu Komutanı Mustafa Kemal, Diyarbakır’da Avusturya Macaristan otomobil kolunu denetlerken&#8230;Nisan 1917</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-17.jpg" alt="" width="258" height="450" /></strong></p>
<p><strong>II.  Ordu Komutanı Mustafa Kemal her zaman askeri ile beraberdir. Her  fırsatta ve en duyarlı günlerde birliklerinin başında ve yanındadır&#8230;  1917</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-18.jpg" alt="" width="450" height="339" /></strong></p>
<p><strong>Mustafa Kemal, Liman Von Sanders’in yerine Yıldırım Orduları Grup Komutanlığına atandığı gün&#8230; 31 Ekim 1918</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-19.jpg" alt="" width="295" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Mustafa Kemal, Yıldırım Orduları Grup Komutanı iken&#8230; 31 Ekim – 13 Kasım 1918</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-20.jpg" alt="" width="312" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Mustafa Kemal, yaverleri ile beraber. Salih Bozok, Şükrü Tezer, Cevat Abbas Gürer&#8230; 1918</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-21.jpg" alt="" width="450" height="437" /></strong></p>
<p><strong>16  Mayıs 1919 günü İstanbul’dan hareket eden Bandırma Vapuru’nun kıymetli  bir yolcusu vardır. Türkiye’nin kurtarıcısı Komutan Mustafa Kemal.  Tehlikeler içindeki Karadeniz’in hırçın dalgaları ile çarpışan küçük  gemi, 19 MAYIS 1919 günü sabahı Samsun Limanı’ndadır. Savaşlardan yenik  çıkmış, bölünmüş, umutsuz, yorgun, çileli bir milleti yeniden diriltmek,  ayağa kaldırmak üzere Atatürk’ün, Samsun’a ve Anadolu’ya ayak basışı o  gün, o saati&#8230;Mustafa Kemal’i Samsun’a götüren Bandırma Vapuru İstanbul Limanı’nda&#8230;1927</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-22.jpg" alt="" width="450" height="290" /></strong></p>
<p><strong>Amasya Genelgesi’nin (22 Haziran 1919) kalemi alındığı Amasya Saraydüzü Kışlası.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-23.jpg" alt="" width="312" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Mustafa Kemal’in askerlikten istifa ettiği gün,  yaverleri  Muzaffer  Kılıç  ve  Cevat  Abbas  Gürer’le&#8230;   8 Temmuz 1919</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-24.jpg" alt="" width="450" height="392" /></strong></p>
<p><strong> Mustafa  Kemal, ilk büyük kongreyi (23 Temmuz – 7 Ağustos 1919) topladığı  Erzurum’da hükümet konağı önünde Vali Zühtü Bey, memurlar ve  subaylarla&#8230;</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-25.jpg" alt="" width="202" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Sivas Kongresi günlerinde&#8230;</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-26.jpg" alt="" width="450" height="346" /></strong></p>
<p><strong>Heyeti  Temsiliye’ye birlikte seçildiği arkadaşlarından Hüseyin Rauf Orbay ve  Bekir Sami Kunduh beylerle Sivas’ta. 4-11 Eylül 1919 </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-27.jpg" alt="" width="450" height="333" /></strong></p>
<p><strong>Mustafa  Kemal, Sivas Kongresi üyeleri ile. Oturanlar sağdan sola; Mazhar Müfit  Kansu, Hüsrev Sami Kızıldoğan, Ahmet Rüstem, Bekir Sami Kunduh, Kadı  Hasbi, Mustafa Kemal, Şeyh Hacı Fevzi, Rauf Orbay, Ömer Mümtaz, arka  sıralarda; Hâmi Danişmend, Recep Zühtü, Hüsrev Gerede, Ruşen Eşref  Ünaydın, Nizamettin Bey, Mazlum Bey, Küçük Ethem Bey ve yaver Muzaffer  Kılıç&#8230; Eylül 1919</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-28.jpg" alt="" width="450" height="308" /></strong></p>
<p><strong>İstanbul  Hükümeti’nin temsilcisi Bahriye Nazırı (Bakanı) Salih Hulusi Paşa  (Kezrak)’yla görüşmek üzere Amasya’ya giderken Tokat’ta karşılanışı.  Sağında Heyeti Temsiliye üyesi Bekir Sami Kunduh, solunda Hüseyin Rauf  Orbay, Ruşen Eşref Ünaydın ve yaveri Cevat Abbas Gürer. 17 Ekim 1919</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-29.jpg" alt="" width="450" height="347" /></p>
<p><strong>Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişini gösteren temsili resim (Ressam Saip Tuna) 27 Aralık 1919</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-30.jpg" alt="" width="323" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Mustafa Kemal, T.B.M.M. Başkanı iken&#8230;1920</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-31.jpg" alt="" width="450" height="335" /></strong></p>
<p><strong>Kuvayı  Milliye’den düzenli orduya geçiş günlerinde yakın arkadaşlarıyla  Ankara’da alt yarışlarında (30 Ekim 1920). O gün Kars’ın alındığı haberi  Ankara’ya ulaşmıştı. Oturanlardan soldan sağa; Alb. Abbas Bey, Alb.  İsmet (İnönü), Mustafa Kemal, Alb. Refet (Bele)</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-32.jpg" alt="" width="450" height="330" /></strong></p>
<p><strong>Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal, cephe gerisinde Bozüyük civarında İsmet İnönü’nün trenini beklerken&#8230;4 Aralık 1920</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-33.jpg" alt="" width="450" height="299" /></strong></p>
<p><strong>Mustafa Kemal, Dikmen Sırtlarında dinlenirken&#8230;12 Şubat 1921</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-34.jpg" alt="" width="323" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Mustafa Kemal, İsmet Paşa ve Süvari Tümen Komutanı Bnb. İbrahim Çolak, Çankaya’da&#8230; 4 Haziran 1921</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-35.jpg" alt="" width="319" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Mustafa Kemal, İnönü Savaşları sonrası İsmet Paşa’yla Çankaya’da &#8230; 4 Haziran 1921</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-36.jpg" alt="" width="450" height="333" /></strong></p>
<p><strong>Ankara Anlaşması’nın görüşmeleri için gelen Fransız Bakan Franklin Bouillon ve Bnb. Sarou Eskişehir’de. Mustafa Kemal ve İsmet Paşa tören birliğini selamlıyorlar&#8230;  Haziran 1921</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-37.jpg" alt="" width="339" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Mustafa Kemal, Sakarya Meydan Savaşını yönetirken, Duatepe’de&#8230; 10 Eylül 1921</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-38.jpg" alt="" width="450" height="330" /></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-39.jpg" alt="" width="450" height="337" /></strong></p>
<p><strong>Gazi Mustafa Kemal, Rus ve Azerbaycan Heyetleri ile Afyon Çay’da denetimde&#8230; 30 Mart 1922 </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-40.jpg" alt="" width="306" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Başkomutan Gazi Mustafa Kemal, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile Ilgın manevralarında.. . 1 Nisan 1922</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-41.jpg" alt="" width="450" height="335" /></strong></p>
<p><strong>Başkomutan Gazi Mustafa Kemal, Ilgın manevralarında Türk Ordusu’nu selamlıyor&#8230; 1 Nisan 1922</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-42.jpg" alt="" width="369" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Sakarya adını verdiği atıyla&#8230; 1922</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-43.jpg" alt="" width="369" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Başkomutan Gazi Mustafa Kemal, Büyük Taarruz sabahı Afyon Kocatepe’de&#8230; 26 Ağustos 1922</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-44.jpg" alt="" width="450" height="291" /></strong></p>
<p><strong>Başkomutan Mareşal Gazi Mustafa Kemal, yanında Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve yaveri Salih Bozok olduğu halde İzmir’e geliyor&#8230; 10 Eylül 1922</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-45.jpg" alt="" width="450" height="341" /></strong></p>
<p><strong>Gazi Mustafa Kemal, yaveri ile&#8230;14 Ocak 1923</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-46.jpg" alt="" width="450" height="370" /></strong></p>
<p><strong>Gazi Mustafa Kemal, Bilecik-Osmaneli istasyonunda bir öğrencinin okuduğu şiiri dinlerken&#8230;               16 Ocak 1923</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-47.jpg" alt="" width="312" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Gazi Mustafa Kemal, Gebze istasyonunda Halide Edip Adıvar ile birlikte&#8230; 17 Ocak 1923</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-48.jpg" alt="" width="302" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Gazi Mustafa Kemal, Latife Hanım ile evlendiği günlerde&#8230; 1923</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-49.jpg" alt="" width="450" height="262" /></strong></p>
<p><strong>Gazi Mustafa Kemal, arkasında eşi Latife Hanım&#8230; Şubat 1923</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-50.jpg" alt="" width="450" height="328" /></strong></p>
<p><strong>Ankara&#8217;da Çiftlik İstasyonu civarında düzenlenen askeri tatbikatta alnına biriken terleri silerken.Solunda Süvari Kolrdusu Komutanı Fahrettin Altay, Kazım Karabekir Paşa ve geride eşi Latife Hanım görülmekte&#8230; 10 şubat 1923</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-51.jpg" alt="" width="379" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Gazi Mustafa Kemal, eşi Latife Hanım’la Adana’da&#8230;15 – 17 Mart 1923</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-52.jpg" alt="" width="450" height="335" /></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-53.jpg" alt="" width="450" height="366" /></strong></p>
<p><strong>Latife Hanım’ın ailesinin Ankara’yı ziyaretlerinde. Sağdan sola; Latife Hanım, Baba Uşşakîzâde Muammer Bey, Baldız Vecihe Hanım, Kayınvalide Adviye Hanım, Atatürk, Baldız Rukiye Hanım&#8230;        8 Temmuz 1923</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-54.jpg" alt="" width="450" height="319" /></strong></p>
<p><strong>Gazi Mustafa Kemal, Aile Efradı ile Çankaya’da&#8230; 1923</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-55.jpg" alt="" width="282" height="450" /></strong></p>
<p><strong>29 Ekim 1923 günü kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin aynı gün T.B.M.M.’nin oybirliğiyle Cumhurbaşkanlığı’na seçtiği Gazi Mustafa Kemal&#8230; 27 Kasım 1923</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-56.jpg" alt="" width="306" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Gazi Mustafa Kemal, yakın silah arkadaşı İamet Paşa ile&#8230; Kazım 1923</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-57.jpg" alt="" width="285" height="450" /></strong></p>
<p><strong>İlk Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, İzmir’de&#8230;  1 Ocak-2 Şubat 1924</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-58.jpg" alt="" width="450" height="335" /></strong></p>
<p><strong>Şapka ve kıyafet devrimi konuşmasını yaparken, Kastamonu’da&#8230; 23 Ağustos 1925</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-59.jpg" alt="" width="450" height="330" /></strong></p>
<p><strong>Aynı günlerde şapkasıyla Kastamonu’da&#8230; Ağustos 1925</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-60.jpg" alt="" width="450" height="335" /></strong></p>
<p><strong>Şapka ve kıyafet devrimi konuşmalarını yaptığı Kastamonu seyahati dönüşü Çubuk’ta karşılayanlarla&#8230;1 Eylül 1925</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-61.jpg" alt="" width="450" height="361" /></strong></p>
<p><strong>Mersin’den dönen Başbakan İsmet Paşa’yı Ankara istasyonunda karşılarken&#8230;5 Nisan 1926</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-62.jpg" alt="" width="450" height="386" /></strong></p>
<p><strong> Bursa’da Darülelhan (İstanbul Belediye Konservatuarı) topluluğunun verdiği konserden sonra bir genç kızla&#8230; 29 Mayıs 1926</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-63.jpg" alt="" width="335" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Mareşal Mustafa Kemal, Ankara yakınlarındaki I. Ordu manevralarında&#8230; 8 Ekim 1926</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-64.jpg" alt="" width="450" height="328" /></strong></p>
<p><strong>Gazi Mustafa Kemal, Ertuğrul yatında dinlenirken&#8230;1 Temmuz 1927</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/ata-65.jpg" alt="" width="332" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Gazi Mustafa Kemal, Büyük Nutkuna başlarken&#8230; 15 – 20 Ekim 1927</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-66.jpg" alt="" width="450" height="339" /></strong></p>
<p><strong>Cumhuriyet Halk Partisinin ikinci büyük kongresinde Büyük Nutkunu okurken&#8230;16 Ekim 1927</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-67.jpg" alt="" width="450" height="333" /></strong></p>
<p><strong>Gazi Mustafa Kemal, Şeref Tribününden töreni kabul ediyor. Yanında T.B.M.M. Başkanı Kâzım Özalp ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak&#8230; 29 Ekim 1927</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-68.jpg" alt="" width="450" height="335" /></strong></p>
<p><strong>Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati ile Ankara Okullarının jimnastik gösterilerini seyrederken&#8230;  10 Mayıs 1928</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-69.jpg" alt="" width="450" height="339" /></strong></p>
<p><strong>Gazi Mustafa Kemal, Orman Çiftliği’nin 3 ncü kuruluş yıldönümünde Afgan Kralı Amanullah Han ve Eşi ile&#8230; 21 Mayıs 1928</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-70.jpg" alt="" width="343" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Afgan kralı Amanullah Han’la Başbakan İnönü’nün tenis oynayışlarını seyrederken&#8230; 24 Mayıs 1928</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-711.jpg" alt="" width="450" height="326" /></strong></p>
<p><strong>Afgan kralı Amanullah Han’la&#8230; Mayıs 1928</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-72.jpg" alt="" width="383" height="450" /></strong></p>
<p><strong>T.B.M.M. Başkanı Kâzım Özalp ve İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’yla İzmit Garı’nda trende&#8230;  5 Haziran 1928</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-73.jpg" alt="" width="339" height="450" /></strong></p>
<p><strong>II. Süvari Tümen Komutanı Tümgeneral M. Aşir Atlı ve İzmit İl Jandarma Alay Komutanı Alb. H. Fikri Tolon tarafından İzmit’te karşılanırken&#8230; 5 Haziran 1928</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-74.jpg" alt="" width="289" height="450" /></strong></p>
<p><strong>L’illustration dergisinin 13 Ekim 1928 tarihli sayısının kapağında Başöğretmen Atatürk’ün yeni Türk harflerini tanıtan bu fotoğrafı yer almıştır&#8230;</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-75.jpg" alt="" width="450" height="303" /></strong></p>
<p><strong>Kayseri Cumhuriyet Halk Fıkrası (Partisi) binası önünde kara tahta başında Başbakan İnönü’yle yeni Türk harflerini tanıtırken&#8230;20 Eylül 1928</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-76.jpg" alt="" width="450" height="333" /></strong></p>
<p><strong>Ankara Palas’ta verilen bir çocuk balosunda çok sevdiği Türk çocukları arasında. Atatürk’ün solundaki çocuk Ömer İnönü’dür&#8230; 23 Nisan 1929</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-77.jpg" alt="" width="450" height="330" /></strong></p>
<p><strong>Gazi Mustafa Kemal Çiftlik’te&#8230; 14 Temmuz 1929</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-78.jpg" alt="" width="450" height="363" /></strong></p>
<p><strong>Cumhuriyet Bayramı’nda şeref tribününde.Yanında T.B.M.M. Başkanı Kâzım Özalp, Başbakan İsmet İnönü ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak görülmekte. ..29 Ekim 1929</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-79.jpg" alt="" width="450" height="324" /></strong></p>
<p><strong>Ankara Palas’ta kostümlü Cumhuriyet Balosu’nda&#8230; 29 Ekim 1929</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-80.jpg" alt="" width="450" height="266" /></strong></p>
<p><strong>Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak’ın kızının nişan töreninde&#8230; 20 Aralık 1929</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-81.jpg" alt="" width="450" height="377" /></strong></p>
<p><strong>Gazi Mustafa Kemal Prof. Afet İnan’ın “Kadın Hakları” üzerine verdiği konferansta&#8230; 3 Nisan 1930</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-82.jpg" alt="" width="376" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Yalova İskelesinde&#8230; 15 Haziran 1930</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-83.jpg" alt="" width="343" height="450" /></strong></p>
<p><strong>29 Ekim 1930</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-84.jpg" alt="" width="302" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal T.B.M.M.’de konuşurken&#8230; Kasım 1930</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-85.jpg" alt="" width="450" height="244" /></strong></p>
<p><strong>Kayseri Lisesi öğrencileri arasında&#8230; 18 Kasım 1930</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-86.jpg" alt="" width="450" height="324" /></strong></p>
<p><strong>Yurt gezilerinde, Tokat’ta bir köylü vatandaşın derdini dinlerken&#8230; 21 Kasım 1930</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-87.jpg" alt="" width="450" height="333" /></strong></p>
<p><strong>Kuzeydoğu Anadolu gezisinde Amasya’da vatandaşlarla&#8230; 22 Kasım 1930</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-88.jpg" alt="" width="450" height="386" /></strong></p>
<p><strong>Gazi Mustafa Kemal, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ve Yaver Rusuhi ile Samsun’da&#8230; 25 Kasım 1930</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-89.jpg" alt="" width="450" height="319" /></strong></p>
<p><strong>Samsun Lisesinde öğrencilerle ders dinlerken&#8230; 26 Kasım 1930</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-90.jpg" alt="" width="450" height="331" /></strong></p>
<p><strong>Gazi Mustafa Kemal, Samsun’da bir ortaokulun Coğrafya dersinde&#8230; 26 Kasım 1930</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-91.jpg" alt="" width="450" height="335" /></strong></p>
<p><strong>Gazi Mustafa Kemal, Harp Okulunda öğrencilerle, İstanbul. ..2 Aralık 1930</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-92.jpg" alt="" width="450" height="335" /></strong></p>
<p><strong>Gazi Mustafa Kemal, İstanbul Üniversitesinde öğrencilerle ders dinlerken&#8230;5 Aralık 1930</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-93.jpg" alt="" width="450" height="331" /></strong></p>
<p><strong>Edirne Öğretmen Okulu öğretmen ve öğrencileriyle&#8230; 24 Aralık 1930</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-94.jpg" alt="" width="450" height="328" /></strong></p>
<p><strong>Edirne’de ihtiyar bir kadını dinlerken. 25 Aralık 1930</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-95.jpg" alt="" width="450" height="290" /></strong></p>
<p><strong>Gazi Mustafa Kemal, İzmir Türkocağı’nda Çayda&#8230;Sağında: Fahrettin Altay Paşa, Solunda: Kâzım Dirik    2 Şubat 1931</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-96.jpg" alt="" width="339" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Dörtyol gezisinde bir çocuğu severken&#8230; 15 Şubat 1931</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-97.jpg" alt="" width="339" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Çankaya Köşkü’nde yemek yerken&#8230; 11 Mayıs 1931</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-98.jpg" alt="" width="450" height="331" /></strong></p>
<p><strong>Çiftliğin kuruluş yıldönümünde Çiftlik’te ayran içerken&#8230; Mayıs 1931</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-99.jpg" alt="" width="450" height="333" /></strong></p>
<p><strong>Irak Kralı Faysal’la Çankaya Köşkü’nde&#8230; 6 Temmuz 1931</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-100.jpg" alt="" width="450" height="331" /></strong></p>
<p><strong>Genelkurmay ve Milli Savunma Bakanlığı binasının hizmete açılmış töreninde&#8230; 29 Ekim 1931</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-101.jpg" alt="" width="450" height="371" /></strong></p>
<p><strong>I. Türk Tarih Kongresi çalışmalarını Ankara Halkevi’nde locasından izlerken&#8230; 2 Temmuz 1932</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-102.jpg" alt="" width="450" height="346" /></strong></p>
<p><strong>Ankara Halkevi’nde (günümüzde Devlet Resim ve Heykel Müzesi) düzenlenen Türk Tarih Kongresi’nde Dr. Reşit Galip’in bildirisini dinlerken&#8230; 3 Temmuz 1932</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-103.jpg" alt="" width="349" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Yalova Baltacı Çiftliği’nde dinlenirken&#8230; 17 Temmuz 1932</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-104.jpg" alt="" width="450" height="321" /></strong></p>
<p><strong>Türk Dil Kurumu toplantısına başkanlık ederken&#8230; 4 Ocak 1933</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-105.jpg" alt="" width="450" height="319" /></strong></p>
<p><strong>Sınavdan sonra Ankara İsmet Paşa Kız Enstitüsü öğrencileriyle&#8230; 27 Haziran 1933</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-106.jpg" alt="" width="450" height="267" /></strong></p>
<p><strong>Gazi Mustafa Kemal, 10 ncu Yıl Nutkunu söylerken&#8230; 29 Ekim 1933</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-107.jpg" alt="" width="329" height="450" /></strong></p>
<p><strong>1934’te tren  yolculuğu&#8230;</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-108.jpg" alt="" width="450" height="330" /></strong></p>
<p><strong>Gazi Mustafa Kemal, Cumhuriyet’i  emanet ettiği Türk gençlerinin arasında&#8230; 1934</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-109.jpg" alt="" width="343" height="450" /></strong></p>
<p><strong>İran Şahı Rıza Pehlevi ile Çankaya Köşkü’nde&#8230; 16 Haziran 1934</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-110.jpg" alt="" width="339" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Ankara’da bir tören dinlenme anında&#8230; 17 Haziran 1934</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-111.jpg" alt="" width="332" height="450" /></strong></p>
<p><strong>İran Şahı Rıza Pehlevi ile Bornova Ziraat Okulu’ndan çıkarken&#8230; 22 Haziran 1934</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-112.jpg" alt="" width="450" height="349" /></strong></p>
<p><strong>Manevi kızlarından Prof. Âfet İnan’la   Gazi Orman Çiftliği’nde dinlenirken&#8230; 1934</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-113.jpg" alt="" width="450" height="337" /></strong></p>
<p><strong>İsveç Veliahtı Prens Gustav Adolf Ankara’da&#8230; 3 Ekim 1934</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-114.jpg" alt="" width="450" height="341" /></strong></p>
<p><strong>Soyadı Kanunu’ndan sonra düzenlenen Atatürk’ün Nüfus  Hüviyet Cüzdanı&#8230;  24 Kasım 1934</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-115.jpg" alt="" width="450" height="257" /></strong></p>
<p><strong>İstanbul seyahatinde trende İsmet İnönü ve Afet İnan’la&#8230;  22 Eylül 1936</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-116.jpg" alt="" width="450" height="313" /></strong></p>
<p><strong>İstanbul Metris’te Harp Akademilerinin düzenlendiği askeri tatbikatta&#8230; 28 Mayıs 1936</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-117.jpg" alt="" width="386" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Atatürk, Sabiha Gökçen ile&#8230;</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-118.jpg" alt="" width="450" height="344" /></strong></p>
<p><strong>Manevi kızı pilot Sabiha Gökçen’le Eskişehir Hava Okulu’nda&#8230; 9 Haziran 1936</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-119.jpg" alt="" width="450" height="331" /></strong></p>
<p><strong>Atatürk askeri tatbikatta&#8230; 1936</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-120.jpg" alt="" width="343" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Ankara’da Gazi Orman Çiftliği Tren İstasyonu’nda çiçekle karşılanışı&#8230; 15 Haziran 1936</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-121.jpg" alt="" width="450" height="297" /></strong></p>
<p><strong>Başbakan İsmet İnönü Türk Hava Yolları uçağının yanında Atatürk ile beraber&#8230; 18 Haziran 1936</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-122.jpg" alt="" width="282" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Mustafa Kemal Atatürk, Salih Bozok ile Florya’da&#8230; 1936</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-123.jpg" alt="" width="450" height="314" /></strong></p>
<p><strong>Ertuğrul yatında İsmet İnönü ile&#8230; 1936</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-124.jpg" alt="" width="315" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Bir yemek sonrası&#8230; 1936</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-125.jpg" alt="" width="450" height="355" /></strong></p>
<p><strong>İngiltere Kralı VII. Edvard’la İstanbul’u gezerken&#8230; 4 Eylül 1936</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-126.jpg" alt="" width="450" height="334" /></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-127.jpg" alt="" width="450" height="290" /></strong></p>
<p><strong>Cumhuriyet Bayramı tebriklerini kabul için T.B.M.M.’ne gelişinde Başbakan İnönü ve Mareşal Fevzi    Çakmak tarafından karşılanışı&#8230; 29 Ekim 1936</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-128.jpg" alt="" width="450" height="299" /></strong></p>
<p><strong>Atatürk, 17 Ağustos 1937 günü Trakya manevralarında siperdeki Mehmetçik ile konuşurken&#8230;</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-129.jpg" alt="" width="339" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Trakya manevralarında&#8230; 17 – 20 Ağustos 1937</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-130.jpg" alt="" width="450" height="328" /></strong></p>
<p><strong>Mustafa Kemal Atatürk, Trakya manevralarında komutanlarla&#8230; 17 – 20 Ağustos 1937</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-131.jpg" alt="" width="450" height="306" /></strong></p>
<p><strong>Mustafa Kemal Atatürk, Trakya manevralarında&#8230; 17 – 20 Ağustos 1937</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-132.jpg" alt="" width="450" height="321" /></strong></p>
<p><strong>Mustafa Kemal Atatürk, Trakya manevralarında&#8230;17 – 20 Ağustos 1937</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-133.jpg" alt="" width="450" height="322" /></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-134.jpg" alt="" width="450" height="331" /></strong></p>
<p><strong>Atatürk Trakya manevralarında Fevzi Çakmak ile&#8230; 17 – 20 Ağustos 1937</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-135.jpg" alt="" width="450" height="331" /></strong></p>
<p><strong>Atatürk ve Başbakan İnönü Trakya manevralarında&#8230; 17 – 20 Ağustos 1937</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-136.jpg" alt="" width="309" height="450" /></strong></p>
<p><strong>Atatürk Ege manevralarında&#8230;10 Ekim 1937</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-137.jpg" alt="" width="450" height="335" /></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-138.jpg" alt="" width="306" height="450" /></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-139.jpg" alt="" width="450" height="322" /></strong></p>
<p><strong>Ege manevralarında Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak’la dinlenirken&#8230;10 Ekim 1937</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-140.jpg" alt="" width="450" height="422" /></strong></p>
<p><strong>Cumhuriyet Bayramı tebriklerini kabul için T.B.M.M.’ne gelirken&#8230; 29 Ekim 1937</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-141.jpg" alt="" width="450" height="355" /></strong></p>
<p><strong>Atatürk Cumhuriyet Bayramı’nda şeref tribününde&#8230;29 Ekim 1937</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-143.jpg" alt="" width="450" height="333" /></strong></p>
<p><strong>Başbakan Celal Bayar ile birlikte Sivas’ta karşılanışı&#8230; 13 Kasım 1937</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-144.jpg" alt="" width="450" height="384" /></strong></p>
<p><strong>Atatürk’ün Malatya’ya gelişi ve karşılanışı&#8230; 14 Kasım 1937</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-145.jpg" alt="" width="450" height="324" /></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-146.jpg" alt="" width="450" height="331" /></strong></p>
<p><strong>Doğu Anadolu gezisinde Elazığ Garı’nda karşılanışı&#8230; 17 Kasım 1937</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-147.jpg" alt="" width="450" height="333" /></strong></p>
<p><strong>Atatürk yurt gezisinde&#8230; Kasım 1937</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-148.jpg" alt="" width="450" height="372" /></strong></p>
<p><strong>Mersin gezisinde karşılanışı. 19 Kasım 1937</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-149.jpg" alt="" width="450" height="290" /></strong></p>
<p><strong>Atatürk Çiftlik’te&#8230; Makbule Atadan, Ülkü, Afet İnan, Salih Bozok&#8230;  5 Mayıs 1938</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-150.jpg" alt="" width="450" height="330" /></strong></p>
<p><strong>Ankara Çubuk Barajı’nda gezintide&#8230; 7 Mayıs 1938</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-151.jpg" alt="" width="450" height="331" /></strong></p>
<p><strong>Bir tren seyahatinden sonra Ankara Garı’nda&#8230; 1938</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-152.jpg" alt="" width="450" height="333" /></strong></p>
<p><strong>Gençlik ve Spor Bayramı’nda Yugoslav harbiye Nazırı’nı kabul ederken&#8230; 19 Mayıs 1938</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-153.jpg" alt="" width="450" height="331" /></strong></p>
<p><strong>Atatürk’ün ölümüyle sarsılan halkın üzüntüsü&#8230;</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-154.jpg" alt="" width="450" height="317" /></strong></p>
<p><strong>Büyük Ata’sına son görevini yapmak üzere korteje katılan halk&#8230; 21 Kasım 1938</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/08/ata-155.jpg" alt="" width="450" height="335" /></strong></p>
<p><strong>Atatürk’ün naşının Etnografya Müzesi’ndeki geçici kabrinden Anıtkabir’e nakledilmesi&#8230;  10 Kasım 1953.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>Aksesuarları</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/dugme2.jpg" alt="" width="248" height="137" /> <img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/dugmeler.jpg" alt="" width="248" height="137" /></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/kol_ve_frak_dugmesi.jpg" alt="" width="202" height="154" /> <img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/kravat.jpg" alt="" width="233" height="141" /></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/kravat-ignesi.jpg" alt="" width="199" height="150" /> <img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/kravat-ignesi2.jpg" alt="" width="253" height="143" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/kravat-ignesi3.jpg" alt="" width="269" height="148" /> <img src="http://www.anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/07/rozet.jpg" alt="" width="154" height="156" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anitkabir.org/ataturk/resimlerle-ataturk.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mustafa Kemal Atatürk</title>
		<link>http://www.anitkabir.org/videolar/videolar.html?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=videolar</link>
		<comments>http://www.anitkabir.org/videolar/videolar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Apr 2011 20:48:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ckaraca</dc:creator>
				<category><![CDATA[Videolar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://anitkabir.org/?p=194</guid>
		<description><![CDATA[<p>Büyük Nutuk</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Büyük Nutuk</strong><br />
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anitkabir.org/videolar/videolar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Önsöz</title>
		<link>http://www.anitkabir.org/alt-menu/onsoz.html?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=onsoz</link>
		<comments>http://www.anitkabir.org/alt-menu/onsoz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Apr 2011 20:08:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erol Morkoç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alt Menu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://anitkabir.org/?p=182</guid>
		<description><![CDATA[<p>Yurdumuzun parçalanıp işgal edildiği günlerden başlayarak, Türk tarihinde bir dönüm noktası olan İstiklâl Savaşı&#8217;nı, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kuruluşunu ve inkılâpların yapılışını anlatan Nutuk, siyasî ve millî tarihimizin birinci elden, pek değerli bir kaynak eseridir. Atatürk&#8217;ün kendi kaleminden çıkan bu eser, yineAtatürk tarafından, Cumhuriyet Halk Partisi&#8217;nin 15 -20 Ekim 1927 tarihleri arasında Ankara&#8217;da toplanan İkinci Kurultayı&#8217;nda 36,5 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yurdumuzun parçalanıp işgal edildiği günlerden başlayarak, Türk tarihinde bir dönüm noktası olan İstiklâl Savaşı&#8217;nı, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kuruluşunu ve inkılâpların yapılışını anlatan Nutuk, siyasî ve millî tarihimizin birinci elden, pek değerli bir kaynak eseridir. Atatürk&#8217;ün kendi kaleminden çıkan bu eser, yineAtatürk tarafından, Cumhuriyet Halk Partisi&#8217;nin <strong>15 -20 Ekim 1927</strong> tarihleri arasında Ankara&#8217;da toplanan İkinci Kurultayı&#8217;nda<strong> 36,5</strong> saat süren ve altı günde okunan tarihî bir hitabeye dayandığı için Nutuk adını almıştır.Nutuk, inkılâp tarihimizin birinci elden pek değerli bir kaynağıdır dedik.Çünkü, eserin sahibi, tarihî olayları yalnızca belgelerle inceleyerek objektif gerçeğe ulaşmak isteyen bir tarih yazarı değil, doğrudan doğruya o tarihi yapanın kendisidir. Tarihi yapan ile yazanın aynı şahsiyette birleşmiş olması, Nutuk&#8217;u,benzerleri ile karşılaştırılamayacak üstün değerde bir eser durumuna getirmiştir.</p>
<p>Bu eserde, kendini her şeyi ile milletine adamış olağanüstü yetenekleri ile dehânın en iyi örneğini vermiş büyük bir komutanın, inkılâpçı bir liderin ve ileri görüşlü bir devlet adamının, askerî ve siyasî aksiyonları ile, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ne şekil veren temel düşünce ve görüşler yer almıştır. Ayrıca, eserde millî değerler sistemine bağlı Cumhuriyet rejiminin, tarih şuuru içindeki gelişmesinin adım adım nasıl olgunlaştırıldığını, sosyal ve kültürel alanlara yön verici siyasî ve idarî şartların nasıl hazırlandığını yakından görebilmekteyiz.</p>
<p>Bu eser, yalnız geçmiş bir devrin hikâyesi olarak dünümüzü anlatmakla kalmamakta, yakın tarihimizden alınan ibret dolu tecrübelerle, milli varlığımızın bugününe de yarınına da ışık tutabilen yüksek bir değer taşımaktadır. Çünkü :</p>
<p>Nutuk, tarihin akışını değiştirme gücüne sahip bir önderin, varlığı sona ermiş sayılan büyük bir milleti, temelleri çökmüş, ömrü tamamlanmış olan bir imparatorluğun yıkıntıları arasından çekip çıkararak nasıl çağdaş ve millî bir devlet haline getirebildiğinin belgelere dayanan hikâyesidir.</p>
<p>Nutuk, Çanakkale Muharebesi&#8217;nde : &#8220;Size ben taarruz emretmiyorum ölmeyi emrediyorum&#8221; diyerek, kendi şahsında da savaşan ordusunda da ölüm korkusunu ve mânevî çöküntüyü yenmiş olan bir kahramanın, başsız kalmış ve olup bitecekleri karanlıklar içinde beklemekte olán bir millete, yaşama sırrının, &#8220;millî hâkimiyete dayanan kayıtsız şartsız bağımsız bir Türk devleti kurabilme&#8221; kararında saklı olduğunu anlatan bir eserdir.</p>
<p>Nutuk, &#8220;temel ilke, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. İstiklâlinden yoksun bir millet, medenî insanlık dünyası karşısında uşak olmak mevkiinden kurtulamaz&#8221; gerçeğinden ve &#8220;ya istiklâl ya ölüm&#8221; ilkesinden yola çıkılarak verilen Millî Mücadele safhalarını ve alınan başarılı sonuçları adım adım dile getiren bir eserdir.</p>
<p>Nutuk, en büyük hizmet ve gayretlerle elde edilen rütbe ve nişanları söküp atmaktan çekinmeyecek kadar vatan ve millet sevgisiyle dolmuş bir askerle, tarihî ve millî karakterinin onda şahıslanmış olduğunu gören bir milletin, elele vererek, dayandığı millî birlik, katlandığı fedakârlık ve gösterdiği irade gücü sayesinde, imkânsızlıklardan nasıl imkânlar ve mucizeler yaratabildiğini dünyaya anlatan bir eserdir.</p>
<p>Nutuk, millet adına yapılan bütün işlerin, meşruluk ilkesine dayandırılarak yürütüldüğünü, verilen kararların, geçilen uygulamaların, derinlemesine bir düşüncenin, uzak bir görüşün, ince bir hesaplamanın, yerinde bir mantığın ve ihtiyatlı bir davranışın ürünü olduğunu ortaya koyan bir eserdir. Yapılan her işte Türk milletinin haysiyet ve şerefinin ön plânda tutulduğunun, bütün düşünce ve görüşlerde aklın, mantığın ve ilmin gereklerine uygun bir millî politikanın yer aldığının göstergesi durumundadır.</p>
<p>Nutuk, Millî bir uyanışın ifadesi olarak, bir milletin maddî ve manevî bütün güçlerini harekete geçiren Kuva-yı Milliye ruhunun, bir yandan dış düşmanlara karşı koyarken bir yandan da içerideki ihanet çetelerine, iç politikası iflâs etmiş ve düşmana boyun eğme politikasının temsilcisi durumuna gelmiş bulunan İstanbul Hükümeti&#8217;yle Saray&#8217;a karşı verdiği mücadelenin hikâyesidir. Türk milletine, düşmanla boğuşa boğuşa yenilmeyi değil, yenmenin ve zafere ulaşmanın ince yollarını öğreten bir eserdir.</p>
<p>Nutuk, milleti ülkenin geleceğini belirliyecek olan &#8220;vahdet-i milliye&#8221; (millî birlik) ilkesi etrafında bilinçlendirip kenetlendirerek, millî irade ve millî hakimiyet kavramlarının aksiyona dönüştürülmesi yoluyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nin kuruluşundan Cumhuriyet&#8217;in ilânına kadar uzanan başarılı bir tarihî akışın hikâyesidir.</p>
<p>Nutuk, sahip olduğu derin kavrayış, geniş kültür ve köklü tarih şuuru dolayısıyla, toplumun sosyal ve kültürel alanlardaki ihtiyaç ve beklentilerine cevap verecek güçte bir inkilâpçının, milletin özünde var olan büyük gelişme yeteneğine dayanarak gerçekleştirdiği inkılâplarla, Türkiye&#8217;yi <strong>1839</strong> Tanzimat hareketinden beri süregelen yenileşme mücadelesinde, kesin hedeflerine ve çağdaş bir medeniyet sistemine nasıl kavuşturabilmiş olduğunun hikâyesidir.</p>
<p>Nutuk, tarihten edinilen tecrübelerin bir ibret tablosu halinde millete maledilmesì geleneğine uyularak ve o gün ulaşılan başarının &#8220;asırlardan beri çekilen millî felâketlerin yarattığı uyanıklığın sonucu ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedeli&#8221; olduğuna işaret edilerek bu sonucun özlü bir Hitabe ile Türk gençliğine emanet edildiği bir eserdir.</p>
<p>Görülüyor ki, Türk milletinin dününü bugününe bağlayan bugününü de yarına bağlayacak olan Nutuk, millî tarihimizin dönüm noktası olan bir safhasını, zaman silindirinin aşındırıcı etkilerinden kurtararak gelecek kuşaklar için ölümsüzleştiren bir kaynak eser olmuştur.</p>
<p>Görülüyor ki, bu kaynak eser, taşıdığı bütün bu özellikler ile, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin tarihin sonsuzluğu içinde geleceğe doğru uzanan akışında, temel ilkeler açısından karşılaşabileceği güçlüklerde de modern çağın gereklerine uygun bütün yenileşme hamlelerinde de kendini memleket hizmetine adamış olanlara her zaman ışık tutabilecek bir dolgunluktadır.</p>
<p>Nutuk, niteliği bakımından gerçek bir san&#8217;at eseri değildir. Askerî, siyasî ve sosyal olayları yeri geldikçe, belgelerle de değerlendiren bir tarihî eserdir. Ancak, Atatürk, konuşma ve yazma san&#8217;atına, kendisini dinleyenleri ve okuyanları, düşüncelerinin peşinde sürükleyebilecek eşsiz bir anlatım gücü kazandırabildiği içindir ki, Nutuk, Türk hitabet san&#8217;atının da doruğuna yükselmiş ve bir şaheser olmuştur.</p>
<p>Bilindiği gibi, dil, fizyolojik olarak, zihindeki düşünce faaliyetinin söz kalıpları içinde dış dünyamıza aktarılması olayıdır. Dolayısıyla, düşüncenin sadık bir aynası durumundadır. Nutuk&#8217;un dil ve üslûp özellikleri bakımından incelenmesi, Atatürk&#8217;ün düşünce dünyasında yer alan fikir çekirdekleri ile, bu çekirdeklerin biribirleriyle olan ilişkilerine, bunları bütünleşmiş bir düşünce örgüsü haline getiren bağlantı noktalarına, ondaki temel düşünce unsurları içinde hangilerinin daha ağırlıklı, hangilerinin ikinci ve üçüncü plânda yer almış olduklarına daha yakından ve objektif ölçülerle yaklaşma imkânını sağlamaktadır.</p>
<p>Nutuk&#8217;un dili, söz dağarcığı ve cümle yapısı bakımından, Atatürk&#8217;ün yetiştiği devrin genel dil yapısına paralel olarak, Millî Edebiyat devrinin temsil ettiği dildir. Bu dil, klâsik Osmanlıcaya oranla hayli sadeleştirilmiş olan ogünkü yazı dilinin mükemmel bir örneğidir. Kelime kadrosu bakımından da çok zengindir. Ancak, o devirde daha Türkçeden Arapça ve Farsça&#8217;nn kurallarına bağlı kelimeler ile bu dillerden geçme tamlama şekilleri bütünüyle atılamadığı ve resmî devlet yazışmalarının gerekli kıldığı bazı klişeler yer aldığı için, bugüne göre oldukça ağırdır.</p>
<p>Ne var ki, eseri yalnız kelime hazinesi bakımından değil de, üslûp ölçüleri ile de değerlendirdiğimizde, Nutuk&#8217;ta açık ve yalın bir dilin hâkim olduğunu görürüz. Bu açıklık ve yalınlık, eserdeki zengin kelime kadrosunun, düşüncelerin akışına uygun bir ustalık ve başarı ile kullanılabilmiş olmasından kaynaklanmıştır. Çeşitli kelime türleri ile bunların cümlelerdeki yayılış oranları ve anlatım şekilleri arasında, olayların niteliğine denk düşen bir uyum göze çarpar.</p>
<p>Bu durum, düşünceye canlılık, üslûba akıcılık vermiştir. Ancak, şunu da belirtmek gerekir ki, Atatürk&#8217;te dinamik bir düşünce yapısının varlığına işaret eden bu üslûp akıcılığı, asıl gücünü tabiî ve gerçekçi bir söyleyiş biçiminden almış bulunmaktadır. Eserde uzun ifadeler için, iç içe girmiş girift cümleler yerine, birbiri arkasına dizilmiş sıra cümleler şeklindeki birleşik cümlelerin yer aldığı görülür. Ortaya konan düşüncelerin, çizilen tarihî tabloların ve aktarılan olayların özelliklerine göre, bazan kısa ve keskin çizgili söyleyişlere, bazan da düşüncelerin akışını kolaylaştıran hareketli ifadelere yer verilmiştir. Böylece, üslûpta, cümle kuruluşlarındaki ve anlatım şekilerindeki açıklık, sadelik ve tabiîlikten gelen bir mükemmellik ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Bu üslûbun en belirgin özelliklerinden biri de, yer yer kısa ve özlü ifadelerin ağırlık kazanmış; uzun süren açıklamalardan sonra, düşüncelerin &#8220;Artık İstanbul Anadolu&#8217;ya hâkim değil, tâbi olmak mecburiyetindedir&#8221; örneğinde görüldüğü üzere, mantık gücü ağır basan veciz söz kalıplarına ve kesin yargılara bağlanmış olmasıdır. Özet olarak belirtmek gerekirse, Nutuk&#8217;taki üslûp, tek bir kelimesinden fedakârlık edilemeyecek kadar ölçülü ve tabiîdir. Düşünceler derin ve aydınlıktır. Kavrayış çok geniştir. Atatürk&#8217;ün muhakeme ve mantığındaki güçlülük, ona, olayları derinlemesine bir tahlilden geçirebilme yeteneğide kazandırmıştır.</p>
<p>Bu durum, hiç şüphe yok ki, Atatürk&#8217;ün üstün zekâsı dışında, tarih şuuru içinde olgunlaşmış bulunan sağlam fikir yapısından ve uzak görüşlülüğünden kaynaklanmaktadır. Cumhuriyet&#8217;i genç nesillere emanet ederken söylediği : &#8220;Bugün vâsıl olduğumuz netice asırlardan beri çekilen millî musibetlerin intibahı ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir&#8221; cümlesi, ondaki bütün bir tarihî geçmişi veciz bir şekilde ortaya koyabilecek bir düşünce genişliğinin ve dilinde de buna uygun bir sentez gücünün varlığını ispat etmektedir.</p>
<p>Nutuk&#8217;ta yer alan dil ve üslûp özellikleriyle, Atatürk&#8217;ün Türk çocukları için bu konuda ileri sürdüğü görüş arasında da tam bir uygunluk göze çarpar. Atatürk, Türk çocuğunun nasıl konuşması, nasıl yazması gerektiğini açıklayan bir sohbetinde şöyle diyor: &#8220;Türk çocuklarını eğitirken, onları, kafalardaki kabiliyetleri, Türk karakterindeki sağlamlıkları, Türk duygularındaki yükseklik ve geniş likleri, kendilerini hiç zorlamadan naturel bir tarzda ve olduğu gibi ifadeye alıştırmak.</p>
<p>Bunlar yapılınca netice şu olacaktır: Türk çocuğu konuşurken onun beyan ve anlatış tarzı, Türk çocuğu yazarken onun ifade ve üslûbu, kendisini dinleyenleri onun yürüdüğü yola götürebilecek; bu kabiliyeti sayesinde Türk çocuğu, kendini dinleyen veya yazısını okuyanları peşine takarak yüksek bir Türk ülküsüne iletebilecek, ulaştırabilecektir.&#8221;<br />
İşte Nutuk, kendisini hitabet san&#8217;atının doruğuna çıkaran bu dil ve üslûp mükemmelliği ile, böyle bir ülküye de örneklik ve öncülük edebilecek niteliktedir.</p>
<p>Nutuk, ilk defa 1927 yılında, biri asıl metin, diğeri belgeler olmak üzere Arap harfleriyle iki cilt olarak yayınlanmıştır.&#8217; Aynı yıl, tek cilt halinde lüks bir baskısı da yaptırılmıştır. Yazı inkılâbından sonra, bu ilk metnin okunması güçleştiğinden, 1934 yılında, Millî Eğitim Bakanlığı&#8217;nca üç cilt olarak yeniden bastırılmıştır. Cumhuriyet&#8217;in onbeşinci yıldönümü dolayısıyla<strong> 1938</strong>&#8216;de yalnız Nutuk bölümü tek cilt olarak yayınlanmıştır.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün ölümünden sonra,<strong> 1960</strong>&#8216;ta Millî Eğitim Bakanlığı&#8217;nca, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü yayınları arasında çıkarılan üç ciltlik Nutuk, <strong>1981</strong>&#8216;de ondördüncü baskısına ulaşmıştır. Atatürk&#8217;ün doğumunun 100. Yıldönümü&#8217;ne armağan olarak,<strong> 1981</strong> yılında, yine üç cilt halinde Mobil Şirketi&#8217;nce bastırılmış olan metin de üzerinde durulmaya değer.</p>
<p>Yukarıda belirtildiği gibi, Nutuk&#8217;ta Millî Edebiyat devrinin işleyip geliştirdiği oldukça sadeleşmiş bir Osmanlı Türkçesi yer almıştır. Ancak, dilimizin, Cumhuriyet&#8217;ten sonra Türkçeleşme şartları bakımından çok hızlı bir tempoyla yol almış olması, eserin genç kuşaklarca anlaşılmasını güçleştirmiş ve sadeleştirilmiş yeni baskılarının yapılmasını gerekli kılmıştır. Bu ihtiyacı karşılamak üzere <strong>1963-1981</strong> yılları arasında, resmî veya özel bazı kuruluşlarla, bazı şahıslar tarafından, özellikle belgeler dışında kalan Nutuk bölümü tam veya kısaltılmış olarak günümüz Türkçesi&#8217;ne aktarılarak yayınlanmıştır.</p>
<p>Eldeki Nutuk çevirileri, metnin özüne bağlılık ve dil yapıları bakımından incelendiğinde, görülen durum şudur: Ya eserin aslına kelimesi kelimesine bağlı kalan bir aktarma yapıldığı ve kelime kadrosu bakımından da eski şekiller ağırlıkta olduğu için, eserde bugünkü dil örgüsüne ve üslûp zevkine ters düşen, dolayısıyla metnin anlaşılmasını güçleştiren bazı tıkanmalar ortaya çıkmıştır. Yahut da eserin aslındaki cümleleleri, anlamlarını bozacak şekilde kısaltıp parçalama ve herkesçe bilinen kelimelere bile yakışıksız yeni yeni karşılıklar arama gayreti yüzünden, Atatürk&#8217;ün birleştirici ve bütünleştirici kültür dili anlayışına ters düşen ve özünden koparak Osmanlıcası kadar anlaşılmaz duruma gelmiş bulunan, aşırı dil yapısında Söylev metinleri ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Bu yüzdendir ki, Atatürk&#8217;ün doğumunun<strong> 100.</strong> Yılını Kutlama Koordinasyon Kurulu&#8217;nca, Nutuk&#8217;un bütün aydınların ve gençliğin hiçbir sözlüğe başvurmadan severek okuyup anlayabilecekleri yeni bir çevirisinin yapılmasına karar verilmiştir. Eldeki metin, işte böyle bir ihtiyacı karşılama amacına dayanmaktadır.</p>
<p>Nutuk&#8217;u günümüz Türkçesine aktarırken, Atatürk&#8217;ün sağlığında basılmış ve yazma nüshası ile de dikkatli bir karşılaştırmadan geçirilmiş olan <strong>1927</strong> baskısı esas alınmıştır. Çevirme işinde, eserin aslı ile olan bağlantısı koparılmadan, şu veya bu yöndeki aşırı bir dil anlayışına da ağırlık verilmeden, doğrudan doğruya yaygın ve yerleşmiş ölçülere dayanan ortak yazı dili temel alınmıştır.</p>
<p>Türkçemiz&#8217;deki altmış yıllık değişme ve gelişmenin bir sonucu olarak, dilde Osmanlıcasıyla Türkçesi yanyana yaşayan kelimelerde, bunların kullanılış yerleri, yaygınlık durumları ve taşıdıkları anlam dolgunlukları ile üslûp incelikleri dikkate alınarak, herhangi bir şekilcilik saplantısına düşülmeden, bazan biri, bazan diğeri tercih edilebilmiştir. Yerine göre çok yaygınlaşmış ve dilimizin malı olmuş bağımsızlık kelimesi de kullanılmıştır. &#8220;Ya istiklâl, ya ölüm&#8221; vecizesindeki İstiklâl&#8221; kelimesi de korunmuştur. Hattâ, Atatürk&#8217;ün özel bir değer vererek altlarını çizmiş olduğu konuşmalarda, bildiri ve karar metinlerinde bu kelimenin değiştirilmeden bırakılması, metnin özüne daha uygun düşmüştür. Taarruz kelimesi gereken yerlerde saldırı kelimesiyle karşılanabildiği halde, askerî bir terim olarak, elbette olduğu gibi bırakılmıştır. zararlı kuruluşlar için, örgüt ve örgütlenme kelimelerine yer verilirken, başka yerlerde eserin aslındaki teşkilât ve teşkilâtlanma şekillerinin devam ettirilmesi gereği duyulmuştur. Arasıra göze ilişebilecek olan bu gibi ikili durumlar, yukarıda açıklanan hususla ve bazı yeni kelimelerin daha her yerde yeterince anlam dolgunluğu ve deyimleşme özelliği kazanamamış olmasıyla ilgilidir.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün büyük bir duyarlıkla kaleme aldığı &#8220;Gençliğe Hitabe&#8221;si, Nutuk muhtevasının anlamlı bir özeti ve Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin Türk gençliğine emaneti niteliğinde olduğundan, bu bölüm, eserde olduğu gibi bırakılmıştır.</p>
<p>Eser bugünkü dile aktarılırken aslındaki dil örgüsünün, anlam bütünlüğünün, üslûp özelliklerinin ve tarihî havasının korunmasına elden geldiği kadar özen gösterilmiştir. Bilindiği gibi, Atatürk&#8217;ün hitabet dilinde güzellik ve akıcılık sağlayan noktalardan biri de, eş veya yakın anlamlı kelimeler arasındaki ses uyumlarıdır: muztarip ve müfeellim olmak gibi. Bu gibi durumlarda, aynı uyumu sağlayabilecek elverişli karşılıklar aranmış; fakat bulunamadığında, bu akıcılık Türkçe&#8217;nin anlatım gücündeki daha başka özelliklerden yárarlanılarak denkleştirilmeğe çalışılmıştır.<br />
Eserdeki üslûp inceliklerinin ve devrin kültüründen gelen tarihî havanın özünden koparılmaması düşüncesiyle, Atatürk&#8217;ün Büyük Millet Meclisi üyeleri için kullandığı &#8220;Efendiler&#8221; hitabı ile, kendi üslûbunun veya o devir resmî yazışmalarının gerekli kıldığı nezaket inceliklerine bağlı zâtışâhâne, zatıalîleri, padişah hazretleri, hazret-i evvel, arzu buyurursanız gibi klişeleşmiş bazı kelime ve söyleyişler olduğu gibi bırakılmıştır. Osmanlı devlet teşkilâtına veya Millî Mücadele devrine ait olup da bugün devamı bulunmayan, tarih terimi niteliğindeki kuruluş adları ile ünvan ve rütbeler değiştirilmeden alınmış; gerekli açıklamalar dipnotlarla verilmiştir : Meclis-i Meb&#8217;usan, Harbiye Nezareti, Birinci Ferik, Redd-i İlhak Cemiyefi, Hey&#8217;et-i Temsiliye, Kuva-yı Milliye, Kuvve-i Seyyare gibi.</p>
<p>Ancak, Cumhuriyet&#8217;in ilk devirlerinde Osmanlıca adlar alıp da sonradan Türkçeleştirilmiş olan makam ve kuruluş adları bugünkü şekilleri ile gösterilmiştir: Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti: Genelkurmay Başkanlığı, İcra Vekilleri Hey&#8217;eti: Bakanlar Kurulu, Kabine gibi. Bunların asıl metindeki eski şekilleri, ilk geçtikleri yerlerde yine notlarla belirtilmiştir. Bugün anlaşılması güçleşmiş olan bazı geçici kurul adları da Türkçeleştirilmiştir: İstihzaraf-ı Sulhiye Komisyonu: Barış Hazırlığı Komisyonu gibi. Metnin akıcılığını bozmamak için, cumhuriyetten sonra başka adlar verilmiş ve eski şekilleri artık unutulmuş bulunan yer adları, metin içinde yeni şekilleri ile gösterilmiş; eski şekilleri nota alınmıştır. Elazığl Mamuretülaziz, AdıyamanlHısnımansur gibi. Bunlar dışında, sayfa altlarına gerekli ve açıklayıcı daha başka bazı notlar da eklenmiştir. Doğrudan doğruya Atatürk&#8217;e ait ólan iki not, yanlarına (*) işareti konarak belli edilmiştir.</p>
<p>Nutuk&#8217;ta, zevalî (öğle vakti) esasa bağlı olarak ve rakamlar yanına &#8220;evvelde&#8221; ve &#8220;sonrada&#8221; kelimeleri eklenerek verilmiş olan saatler bugünkü söyleyişe göre normalleştirilmiştir : 3 sonrada: saat 15.00&#8242;te gibi. Sayın okuyucuların eldeki çeviriyi, gerektiğinde asıl metinle karşılaştırabilmeleri için, sayfaların sağ tarafına 1927 baskısındaki sayfa numaralarını vermeyide uygun bulduk. Eserden yararlanmayı kolaylaştırmak üzere,<strong> 1934</strong> baskısında olduğu gibi konu başlıkları da eklenmiştir. Baskıda, Atatürk&#8217;ün satır altlarını çizerek özellikle vurgulamak istediği yerler siyah, metin aralarındaki belgeler daha küçük punto ile dizdirilmiştir. Yabancı şahıs adları kendi imlâları ile yazılmış; ilk geçtikleri yerlerde parantez içinde okunuşları da gösterilmiştir. Eserin sonuna bir de şahıs ve yer adları indeksi eklenmiştir. Atatürk&#8217;ün 100. doğum yıldönümü dolayısıyla hazırlanmış ve mevcudu tükenmiş bulunan bu eserin Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı&#8217;nca yeniden bastırılması dolayısıyla sayın Prof. Dr. Utkan Kocatürk&#8217;e, Araştırma Merkezi Yürütme Kurulu&#8217;na ve Yüksek Kurum Başkanı sayın Suat İlhan ile Yönetim Kurulu üyelerine ayrı ayrı teşekkürlerimi sunmayı yerine getirilmesi gerekli ve zevkli bir borç sayarım. Nutuk gibi hem tarihî değeri yüksek, hem de hitabet gücü bakımından eşsiz olan böyle bir eserin, bugünkü yazı diline kusursuz bir aktarmasının yapıla bildiğini söylemek güçtür. Atatürk&#8217;ün aziz hâtırasına küçük bir armağan olarak sunduğumuz bu çeviriyle, eğer eserin severek okunabilecek bir yayınını ortaya koyabilmişsek, kendimizi mutlu sayacağız. Eksiklerimizin iyi niyetimize ve içtenliğimize bağışlanmasını dileriz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anitkabir.org/alt-menu/onsoz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Harbiyeli 1283 Mustafa Kemal</title>
		<link>http://www.anitkabir.org/ataturk/harbiyeli-1283-mustafa-kemal.html?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=harbiyeli-1283-mustafa-kemal</link>
		<comments>http://www.anitkabir.org/ataturk/harbiyeli-1283-mustafa-kemal.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Apr 2011 19:24:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ckaraca</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://anitkabir.org/?p=163</guid>
		<description><![CDATA[<p>OKULA GİRİŞİ, DERSLERİ VE NOTLARI<br /> </p> <p style="text-align: justify;"><a href="http://anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/04/r1.jpg"></a>Bilindiği gibi, Mustafa Kemal Atatürk 1898 yılı Aralık ayının ortalarında Manastır Askerî İdadisi&#8217;ni, notları kendisiyle aynı olan Selanikli Ahmet Tevfik&#8217;le birlikte birinci olarak bitirmiş ve orta öğrenimini tamamlamıştır. 1899 yılının Mart ayı ortalarına kadar Selanik&#8217;te tatilini geçiren Mustafa Kemal, İstanbul Pangaltı&#8217;daki Harbiye Mektebi&#8217;nde yüksek öğrenimine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>OKULA GİRİŞİ, DERSLERİ VE NOTLARI</strong><strong><br />
</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/04/r1.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-164" title="Mustafa Kemal Selanikte" src="http://anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/04/r1.jpg" alt="" width="250" height="367" /></a>Bilindiği gibi, Mustafa Kemal Atatürk 1898 yılı Aralık ayının ortalarında Manastır Askerî İdadisi&#8217;ni, notları kendisiyle aynı olan Selanikli Ahmet Tevfik&#8217;le birlikte birinci olarak bitirmiş ve orta öğrenimini tamamlamıştır. 1899 yılının Mart ayı ortalarına kadar Selanik&#8217;te tatilini geçiren Mustafa Kemal, İstanbul Pangaltı&#8217;daki Harbiye Mektebi&#8217;nde yüksek öğrenimine devam etmek için Selanik&#8217;ten vapura biner ve İstanbul&#8217;a, Payitaht&#8217;a hareket eder. Böylece bütün çocukluğu ve ilk gençlik yıllarının geçtiği Makedonya&#8217;dan ilk defa ayrılır.</p>
<p style="text-align: justify;">Birikimi ile yeni bir hayata atılacağı, kişiliği ve düşüncelerinin daha da olgunlaşacağı Harp Okulu&#8217;na girişi (duhulü) 1 Mart 1315/13 Mart 1899, Apolet Numarası 1283&#8242;tür. &#8220;<strong>Harbiyeli Mustafa Kemal</strong>&#8220;, buradaki &#8220;1315 Duhullülere Mahsus Künye Defteri&#8221; ne &#8220;<em>Selanik&#8217;te Koca Kasım Paşa Mahalleli Gümrük Memurlarından müteveffa Ali Rıza Efendi&#8217;nin mahdumu uzun boylu, beyaz benizli Mustafa Kemal Efendi Selanik 96</em>&#8221; olarak, 1282 Selanikli Ahmet Tevfik Efendi (96) ile 1284 Manastırlı Recep Fahri Efendi (95) arasına kaydedilecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Mustafa Kemal, o sene sınıf mevcudu bazı hatıralara göre 900&#8242;ü geçen, bazı kaynaklara göre de 736 olan Harp Okulu&#8217;nda altı kısma ayrılan birinci sınıfların birinci kısmında idi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>OKULA GİRİŞİ, DERSLERİ VE NOTLARI</strong></p>
<div id="attachment_165" class="wp-caption alignright" style="width: 310px"><a href="http://anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/04/harbiye-mektebi.jpg"><img class="size-full wp-image-165" title="harbiye mektebi" src="http://anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/04/harbiye-mektebi.jpg" alt="" width="300" height="195" /></a><p class="wp-caption-text">Harbiye Mektebi</p></div>
<p>Mustafa Kemal&#8217;in birinci sınıftaki durumunu en iyi nakleden arkadaşı Ali Fuat&#8217;tır. Ali Fuat Paşa hatıralarında Mustafa Kemal&#8217;le tanışmasını ve &#8220;<strong>Harbiyeli Mustafa Kemal</strong>&#8220;i şu şekilde anlatmaktadır:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;O zamanki adı &#8220;<strong>Mekteb-i Harbiye-i Şahane</strong>&#8221; olan Harp Okulu&#8217;nun dahiliye Müdürü Albay İbrahim Bey, nöbetçi subaylarından birini çağırdı:</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<em>Salacaklı Ali Fuat Efendi, sınavlarını vererek mektebe kabul edildi. Kendisini birinci sınıfın birinci kısmına götür</em>.&#8221;</p>
</blockquote>
<div>
<p style="text-align: justify;">emrini verdi. Sonra neden gerek gördü   bilmem, ilâve etti:</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<em>Fuat Efendi, Müşir şehit Mehmet Ali Paşa&#8217;nın   torunudur. Dedem Mehmet Ali Paşa, 93 Savaşı&#8217;nda (1877-1878) Tuna Orduları   Başkumandanı&#8217;yken şehit düşmüştü</em>&#8220;.</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">İçimde tatlı bir heyecan vardı. Düşlerim   gerçekleşmiş, ben de dedem, babam, eniştelerim ve ağabeyim gibi asker   olmuştum. Bu uğurda sarf ettiğim çabalar boşa gitmemişti. Albay İbrahim   Bey&#8217;in odasından çıkarken heyecandan az daha selâm vermeyi unutuyordum.   Nöbetçi subayı önde, ben arkasında okulun koridorlarını geçtik. O zamanlar,   öğrencilerin hafta tatilleri perşembe günleri öğleden sonra başlar, cuma   akşamı sona ererdi. Bugün de cuma olduğu için öğrenciler gruplar halinde şen   şakrak okula dönüyorlardı. Aralarında Erzincan Rüştiyesi&#8217;nden tanıdığım bazı   simalar da vardı.</p>
<p style="text-align: justify;">Kendi odasına geldiğimiz zaman nöbetçi   subayı hademelerden birine:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Birinci sınıfın birinci kısım çavuşu   Mustafa Efendi buraya gelsin</em>. Emrini verdi. Sonra bana döndü :</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">Mustafa Efendi, sizden birkaç ay önce   Manastır Askeri İdadisi&#8217;nden geldi. Çalışkan, iyi huylu ve zeki bir çocuktur.   Onunla iyi anlaş.</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">Kısa bir süre sonra içeriye on yedi, on   sekiz yaşlarında; sarı saçlı, parlak mavi gözlü, sarı bıyıklı, pembe yanaklı,   zayıfça bir çocuk girdi. Giydiği şık Harbiyeli elbisesini düzgün bedenine pek   yakıştırmıştı. Vakurdu. Nöbetçi subayını selamladı:<br />
<em> </em></p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;"><em>Emredin efendim</em>.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Senin takımının birinci mangasına, sınavla   Harbiye&#8217;ye kabul edilen Salacaklı Ali Fuat Efendi&#8217;nin kaydını yaptık. Alıp   gidin. Kendine ne şekilde hareket etmesi gerektiğini güzelce anlatın. Askeri   İdadi&#8217;den gelmediğini de dikkate alın.</em></p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">Sarı saçlı, sarı burma bıyıklı genç   Harbiyeli ayaklarını birbirine vurdu.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;"><em>Emredersiniz efendim, baş üstüne efendim.</em></p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">Sonra bana döndü. Gayet nazik bir tavırla:</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">Buyurun arkadaş. dedi, Gidelim.</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">İkimiz kapıdan birlikte çıktık. Yan yana yürüyorduk. Fakat kolundaki üçü   kırmızı ve biri sarı olan şeridi fark edince duruladım. Askerlikte kıdem ve   rütbe esastı.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;"><em>Siz önden geçin çavuşum, ben sizi takip   edeyim.</em></p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">Bu hitabımdan memnun oldu. O önde, ben   arkada Dahiliye&#8217;den çıktık.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte, Türk tarihine şan ve şeref veren aziz   ve rahmetli arkadaşım Mustafa Kemal&#8217;i böyle tanımıştım. Üzerinden altmış   küsur yıl geçmiş olmasına rağmen, o cuma akşamını hâlâ ve bütün heyecanı ile   hatırlarım&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Mustafa Kemal, İstanbul&#8217;a gelerek 13 Mart   1889&#8242;da Pangaltı&#8217;daki Harp Okulu&#8217;na kaydoldu. İki ay içinde kendisini   tanıtarak sınıfının çavuşu oldu.</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi hatıralarıma başladığım yere, Harp   Okulu&#8217;na dönüyorum. Okula başladığım o cuma akşamını hiç unutmam. Mustafa   Kemal önde, ben arkada dahiliyeden çıktık. Okulun asıl koridorundan geçerken   koluma girdi:</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;"><em>Önce yatakhaneye çıkalım, size yatacağınız yeri göstereyim. Sonra   dershaneye gideriz.</em></p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">Yatakhanemiz, üst katta Boğaz&#8217;a bakan   cephenin ortasındaydı. Burasını beğendim. Birinci katta cephesi Nişantaşı   istikametinde olan dershanemiz ise, önünde aristokrat daireleri olduğu için   içeriye az ışık nüfuz edebiliyordu. Bu yüzden salona &#8220;Karanlık   Dershane&#8221; adı verilmişti. Mustafa Kemal:</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;"><em>Dershanemiz karanlık, fakat bizim   yüreklerimiz aydınlıktır.</em></p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">Dedi ve hangi okuldan geldiğimi sordu.   Moda&#8217;daki Fransız Sen Josef Lisesi&#8217;nde okuduğumu söyledim. Sustu, bir şey   daha sormak istediğini, fakat çekindiğini anladım.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">Galiba, daha başka şeyler de öğrenmek   istiyorsunuz.</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">Kararsızlığı geçmişti.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;"><em>Askeri İdadi derslerinin sınavlarını   verdiniz mi ?</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><br />
Hepsinden sınava girdim. Yalnız hesap, geometri ve cebir gibi dersleri Sen   Josef&#8217;te Fransızca okuduğum için bunlara ait soruların yanıtlarını Fransızca   olarak vermek istediğimi söyledim. Sınav Kurulu ricamı kabul etti.</em></p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">Birden elimi sıktı.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">Çok iyi, çok iyi, birbirimize yardımcı   olacağız. Merak ettiğim bazı Fransızca eserleri okumak için sık sık sözlüğe   müracaat ediyorum. Bundan sonra sizden yararlanmaya çalışacağım.</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">Bu sırada çavuş işaretinin üzerindeki sarı   şerit dikkatimi çekti. Neye delalet ettiğini sordum. Meğer Fransızca sınavına   girmiş, başarı kazanmış, ondan dolayı bu şeridi de ilave etmişler. O zamanlar   Türk okullarında yabancı dil öğrenimi kolay değildi. Kendi kendisine   çalıştığı ve büyük çaba gösterdiği kesindi: Toplamı yedi yüz elli kişiyi   bulan birinci sınıfta, kendisi gibi dil bilenlerin sayısının parmakla   sayılacak kadar az olduğunu söyledi. Sonra:</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">Ailenizde asker var mı?</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">Diye bir soru sordu:</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">Ailemizin bütün erkekleri askerdir.</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">Yanıtını verdim. Memnun oldu. Biz konuşmaya   devam ederken arkadan:</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;"><em>Fuat, Fuat!</em></p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;"><em> </em>Diye birisinin bağırdığını duydum. Başımı çevirdim, Mehmet Ali ağabeyim bize   doğru geliyordu. Kendisine sınıfımızın çavuşunu tanıttım. El sıkıştılar.   Okulun üçüncü sınıfında olan ağabeyim:</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">Mustafa Kemal Efendi&#8217;yi gıyaben tanıyorum, dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Manastır&#8217;dan gelen arkadaşlar çok övgüde bulundular.</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">Yeni arkadaşım, övülmekten utanıyormuş gibi   başını hafifçe önüne eğdi ve öylece teşekkür etti.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Kısım Çavuşu&#8221; Mustafa Kemal,   kısımda önce &#8220;Sınıf Başçavuşu&#8221; Ispartalı Faik ve Ömer Abdülkadir   Yanya ile birlikte birinci sırada oturuyordu. Sonra yanlarına Ali Fuat&#8217;ı da   alarak dört samimi arkadaş birlikte oturmaya başladılar. Ali Fuat Cebesoy,   bunu şöyle anlatıyor:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Ertesi günü derslere başladım.   Birinci sıranın baş tarafında Başçavuşumuz Ispartalı Faik oturuyordu. Bu   öğrenci, Bursa Askerî İdadisi&#8217;nin birincisiydi. Zeki ve bilgili bir gençti.   Ne yazık ki, son sınıfta bir kazaya uğradı ve askerlikten ayrılmak zorunda   kaldı. Ispartalı Faik&#8217;in yanında Mustafa Kemal ve Ömer Abdülkadir Yanya   vardı. Bu kişi, Birinci Dünya Savaşı&#8217;nda Sadrazam Talat Paşa&#8217;nın yaverliğini   yapmıştır. Ben yeni geldiğim için arka sıralardaydım. Fakat birkaç gün sonra   durum değişti. Mustafa Kemal, Ispartalı Faik ile konuşmuş:</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;"><em>Salacaklı Fuat&#8217;ı bizim sıraya alalım.</em></p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">Demiş, Ispartalı da bu öneriyi iyi   karşılamış olacak ki, öğle yemeğinde yanıma gelen Mustafa Kemal:</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">Bizimle beraber oturmak ister misiniz?</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">Diye sordu. Çok memnun oldum.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">Siz nasıl emrederseniz, çavuşum.</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">Yanıtını verdim. Öğleden sonra birinci   sıraya geçtim. Şimdi sağımda Mustafa Kemal, solumda Ömer Abdülkadir Yanya   vardı. Dördümüz de iyi anlaşmıştık.&#8221;</p>
</div>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Mustafa Kemal&#8217;in birinci sınıfta bulunduğu 1899-1900 eğitim-öğretim yılında Harbiye&#8217;de okutulan dersler şunlardı: &#8220;Akaid-i Diniye, Topografya, Hendese-i Resmiye, Hikmet-i Tabiye, Askerî Kimya, Askerî Kitâbet, Talim Nazariyatı, Terbiye-yi Askerî, Lisan (Fransızca, Almanca, Rusça), Harita Tersimi (Çizimi), Talim Ameliyatı (Uygulaması), Topografya Ameliyatı&#8221;.</p>
<p style="text-align: justify;">Mehmet Esat&#8217;ın &#8220;Mirat-ı Mekteb-i Harbiye&#8221;sinde 1900 ve 1901 yılları için verdiği okutulan dersler listesine göre de birinci sınıfta; &#8220;Akaid-i Diniyye, Topoğrafya Nazariyatı, Hendese-i Resmiye, Hikmet-i Tabiye, Kimya, Talim Nazariyatı, Malumat ve Terbiye-yi Askeriye, Harita Tersimi, Hendese-yi Resmiye Eşkali, Topoğrafya Ameliyatı, Talim Ameliyatı, Alman veya Rus Lisanı, Kitabet&#8221; dersleri okutulmaktaydı.</p>
<p style="text-align: justify;">Mustafa Kemal&#8217;in ikinci ve üçüncü sınıf notlarını ihtiva eden defterler Harp Okulu Arşivi&#8217;ndedir. O&#8217;nun birinci sınıf notlarını ihtiva eden not çizelgeleri de, H. Gök ve M. Uyar tarafından İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi Osmanlıca Eserler Bölümü&#8217;nde bulunarak, yeni bir inceleme ile bilim âlemine duyurulmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Buna göre Mustafa Kemal birinci sınıfta öğrenci olduğu sırada, 1899-1900 eğitim-öğretim yılında, 635&#8242;i Piyade, 88&#8242;i Süvari ve 16&#8242;sı Baytar sınıflarından olmak üzere toplam 739 öğrenci vardı. Bu yıla ait not çizelgelerinde notları bulunmayan 25&#8242;i Piyade, 8&#8242;i Süvari ve 3&#8242;ü Baytar sınıfından toplam 36 öğrencinin muhtemelen okuldan atıldıkları ve gerçekte ikinci sınıfa devam edenlerin toplam 703 kişi olduğu anlaşılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Mustafa Kemal birinci sene Piyade sınıfından eğitim ve öğretime devam eden toplam 610 arkadaşı arasından, toplam 484 not alarak ve 9ncu olarak ikinci sınıfa geçmiştir. Bu seneki not çizelgelerine göre &#8220;beher dersin tam numarası yekun-ı umumisi 530&#8243; ve &#8220;beher dersin üssü mizanı yekun-ı umumisi 234&#8243;tür.</p>
<p style="text-align: justify;">Mustafa Kemal&#8217;in birinci sınıfta okuduğu dersler ve aldığı notlar şu şekildedir: &#8220;Akaid-i Diniye (42), Topoğrafya Nazariyatı (33), Hendese-yi Resmiye (29), Hikmet-i Tabiye (44), Kimya (42), Kitabet (45), Talim Nazariyatı (37), Malumat-ı ve Terbiye-yi Askeriye (45), Lisan-ı Fransevî (44), Harita Tersimi (19), Hendese-yi Resmiye Eşkali (20), Topoğrafya Ameliyatı (20), Talim Ameliyatı (20), Alman veya Rus Lisanı (44).</p>
<p style="text-align: justify;">Bu sınıfta okutulan toplam 14 ders vardır ve 4 adet dersin tam numarası 20, diğer 10 dersin tam numarası 45&#8242;tir. Bu duruma göre Mustafa Kemal, 5 dersten tam numara almıştır. Sınıfın birincisi, Üsküplü Ali Şevket Efendi; Vanlı Müştak Efendi&#8217;dir. Ali Şevket ve Müştak&#8217;ın toplam notları 509&#8242;dur.</p>
<p style="text-align: justify;">Mustafa Kemal, 1922&#8242;de anlattığı anılarında, İstanbul&#8217;da geçen bu ilk yılı için sadece şunları söyler:</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">Birinci sınıfta gençlik hayallerine tutuldum. Dersleri ihmal ettim. Senenin nasıl geçtiğinin farkında olmadım Ancak dersler kesilince kitaplara sarıldım.</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">Eğer T. Ünal&#8217;ın birinci sınıftaki toplam 703 öğrenci için verdiğini tahmin ettiğimiz başarı durumu doğru ise; sınıfını tüm öğrenciler içinde 29ncu; not çizelgesindeki 610 Piyade sınıfı öğrencisi arasından da 9&#8242;uncu olarak bir üst sınıfa geçmiş olması, derslere fazla çalışmadan böyle büyük bir başarı sağlaması onun üstün bir öğrenci olduğunu göstermektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Mustafa Kemal, ikinci sınıfta, 1900-1901 eğitim-öğretim yılında 420 arkadaşı arasından, toplam 522 not alarak ve 11 nci olarak üçüncü sınıfa geçmiştir. Bu seneki numara defterine göre &#8220;beher dersin tam numarası yekun-ı umumisi 575&#8243; ve &#8220;beher dersin üssü mizanı yekun-ı umumisi 256.5&#8243;tir.</p>
<p style="text-align: justify;">Mustafa Kemal&#8217;in ikinci sınıfta okuduğu dersler ve aldığı notlar şu şekildedir: &#8220;Akaid-i Diniyye (45), Hizmet-i Seferiye (38), Dahiliye Kanunname-i Hümayunu (45), Fenn-i Mimari (41), Fenn-i Furusiyyet Nazariyatı (45), Lisan-ı Fransevî(42), Talim Nazariyatı (43), Malumat-ı ve Terbiye-yi Askeriyye (31), İlm-i Ahlâk (43), Kılıç Talimi (12), İstikşafat-ı Askeriyye (14), Harita Tersimi (18), Talim Ameliyatı (20), Ceza Kanunname-yi Hümayunu (44), Alman veya Rus Lisanı (41)&#8221;.<br />
Bu sınıfta okutulan toplam 15 ders vardır ve 4 adet dersin tam numarası 20, diğer 11 dersin tam numarası 45&#8242;tir. Bu duruma göre Mustafa Kemal, 4 dersten tam numara almıştır. Sınıfın birincisi, Manastır&#8217;ı da birincilikle bitiren meşhur Selanikli Ahmet Tevfik; ikincisi de Bursa&#8217;yı birincilikle bitiren Ispartalı Faik&#8217;tir. Ahmet Tevfik&#8217;in toplam notu 552, Faik&#8217;in toplam notu 551&#8242;dir.</p>
<p style="text-align: justify;">Mustafa Kemal, üçüncü sınıfta, 1901-1902 eğitim-öğretim yılında 459 arkadaşı arasından ve 17.5 not olan üssü mizan ve üç yıllık notlarının toplamı üzerinden Harp Okulu&#8217;nu 8 nci olarak bitirmiştir. Numara defterine göre, &#8220;beher dersin tam numarası&#8221; bakımından öğrencilerin &#8220;üç senede kazandıkları numaraların yekun-ı umumisi 1635&#8243; tir. Mustafa Kemal&#8217;in üç yıllık not toplamı ise 1498&#8242;dir. &#8220;Üç sene nihayetinde umumda sıra numarası 8&#8243; dir. Bu sıra aynı zamanda &#8220;sicil sırası&#8221;nı göstermektedir. Diploma numarası 5998&#8242;dir.</p>
<p style="text-align: justify;">Mustafa Kemal&#8217;in üçüncü sınıfta okuduğu dersler ve aldığı notlar şu şekildedir: &#8220;Sınıf-ı Salise Tabiyesi (41), İstihkamat-ı Hafife (40), Fenn-i Esliha (45), Hıfzı&#8217;s- Sıhha-yı Askerî (45), Coğrafya-yı Askerî (42), Devlet-i Aliyye Ordu Teşkilâtı (43), Talim Nazariyatı (44), Malumat ve Terbiye-yi Askerî (41), Lisan-ı Fransevî (43), İstikşafat-ı Askeriyye (17), İstihkam Eşkali (18), Talim Ameliyatı (19), Tabiye Tatbikatı (18), Alman veya Rus Lisanı (36)&#8221;.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu sınıfta okutulan toplam 14 ders vardır ve 4 adet dersin tam numarası 20, diğer 10 dersin tam numarası 45&#8242;tir. Bu duruma göre Mustafa Kemal, 2 dersten tam numara almıştır. Sınıfın birincisi yine Selanikli Ahmet Tevfik; ikincisi de yine Ispartalı Faik&#8217;tir. Ahmet Tevfik&#8217;in üç senelik toplam notu 1571, Faik&#8217;in toplam notu 1570&#8242;tir.</p>
<p style="text-align: justify;">İlk ona giren diğer öğrencilerin sırası ve üç yıllık toplam notları şu şekildedir: &#8220;3. Mehmet Müştak, Van (1555); 4. Hayri, Davutpaşa (1519), 5. Ali Şevket, Üsküp (1519), 6. Mehmed Cemil, Süleymaniye (1508), 7. Selim, Çerkes (1505), 8. Mustafa Kemal, Selanik (1498), 9. Ahmed Müfit, Kırşehir (1494), 10. Halil, Trabzon (1490)&#8221;.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anitkabir.org/ataturk/harbiyeli-1283-mustafa-kemal.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Özlük Dosyası</title>
		<link>http://www.anitkabir.org/ataturk/ozluk-dosyasi.html?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ozluk-dosyasi</link>
		<comments>http://www.anitkabir.org/ataturk/ozluk-dosyasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Apr 2011 19:08:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erol Morkoç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://anitkabir.org/?p=157</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: center;">Muamelat-ı Zatiye Dairesi (Personel Başkanlığı)</p> <p style="text-align: center;">Evraka 21 Teşrinisani 1341 (21 Kasım 1925)</p> Reis-i Cumhur Müşir Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri bin Ali Rıza Selânik <p style="text-align: center;">Duhulü: 1 Mart 1315 (13 Mart 1899)</p> <p style="text-align: center;">Nasbı: 19 Eylül 1337 (19 Eylül 1921 )</p> <p style="text-align: center;">Sicil No: 1317-8 P. (Piyade 1902-8)</p> [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>Muamelat-ı Zatiye Dairesi (Personel Başkanlığı)</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Evraka 21 Teşrinisani 1341 (21 Kasım 1925)</strong></p>
<h4>
<hr size="2" />
</h4>
<h4 style="text-align: center;">Reis-i Cumhur</h4>
<h4 style="text-align: center;">Müşir</h4>
<h4 style="text-align: center;">Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri</h4>
<h4 style="text-align: center;">bin Ali Rıza Selânik</h4>
<h4>
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>Duhulü: 1 Mart 1315 (13 Mart 1899)</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Nasbı: 19 Eylül 1337 (19 Eylül 1921 )</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Sicil No: 1317-8 P. (Piyade 1902-8)</strong></p>
<h4>
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>Müşarünileyh Hazretleri :</strong></p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>29 Kânunuevvel 320 (11 Ocak 1905)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde Erkân-ı Harbiye Yüzbaşılığı ile mektepten neş&#8217;et ederek sunuf-u selasede bölük idare ve kumanda etmek üzere atik 5 nci Ordu&#8217;ya memur buyrulmuştur</p>
<h4>
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>12 Kânunuevvel 332 (25 Aralık 1906)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde Beşinci Mecidi Nişanı&#8217;yla taltif edilmiştir</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>7 Haziran 323 (20 Haziran 1907)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde Kolağalığa terfi etmiştir. Sene-i mezkûre eylülü gayesinde arıza-i vücudiyelerinden naşi atik<strong> 3 ncü Ordu&#8217;ya </strong>nakledilmişlerdir</p>
<h4>
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>9 Haziran 324 (22 Haziran 1908)</strong></p>
<p>Tarihinde Şark Demiryolu Müfettişliği&#8217;ne ve sene-i mezkûre Kânunuevvel gayesinde 3 ncü Ordu Redif 17 nci Selânik Fırkası Erkân-ı; Harbiyesine tayin buyrulmuşlardır</p>
<h4>
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>23 Teşrinievvel 325 (5 Kasım 1909)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde 3 ncü Ordu Erkân-ı Harbi- yesine tayin buyrulmuştur</p>
<h4>
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>24 Ağustos 326 (6 Eylül 1910)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde 3 ncü Ordu Zabitan Talimgahı Kumandanlığı&#8217;na ve sene-i mezkûre teşrinievvelinde tekrar mezkûr 3 ncü Ordu Erkân-ı Harbiyesine ve bilahara Kânunusâni zarfında 5 nci Kolordu Erkân-ı Harbiyesine tayin buyrulmuştur</p>
<h4>
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>14 Eylüf 327 (27 Eylül 1911 )</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde muvakkaten Trablusgarp Fırkası Erkân-ı Harbiyesine memur edilmişse de Trablusgarp&#8217;a gitmeksizin İstanbuf&#8217;a cefbi 5 nci Kolordu&#8217;ya tebliğ edilerek Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Dairesi&#8217;ne tayin buyrulmuştur</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>14 Teşrinisani 327 (27 Kasım 1911 )</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde Binbaşılığa terfi edilmiştir</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>19 Kânunusanı 327 (1 Ocak 1912)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde Bingazi&#8217;de bulunan müşarünileyhin Derne karşısındaki Şark Gönülfü Kumandanlığı&#8217;nı deruhte etmiştir</p>
<h4>
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>26 Şubat 327 (11 Mart 1912)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde Derne Kumandanlığı&#8217;na tayin edilmiştir</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>11 Teşrinievvel 328 (24 Ekim 1912)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde rahatsızlığına mebni Dersaadet&#8217;e hareket etmiştir</p>
<h4>
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>8 Teşrinisani 328 (21 Kasım 1912)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde Karargâh-ı Umuroi emrine verilerek mezkûr ay zarfında Bahrü sefit Boğazı Kuvay-i Mürettebesi Erkân-ı Harbiyesi&#8217;ne tayin buyrulmuştur</p>
<h4>
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>14 Teşrinievvel 329 (27 Ekim 1913)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde Sofya Ataşemiliterliği&#8217;ne tayin buyrulmuştur</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>24 Teşrinievvel 329 (6 Kasım 1913)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde Bingazi muharebatında ibraz-ı şecaat ve liyakat etmesine mebni kıdemine iki sene zam, Dördüncü Rütbe&#8217;den Osmani Nişanı ita klınmıştır</p>
<p style="text-align: center;"><strong>29 Kânunuevvel 329 (11 Ocak 1914)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde Sofya-Belgrat-Çetine Sefaretleri Ataşemiliterliği&#8217;ne tayin buyrulmuştur</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>26 Şubat 329 (11 Mart 1914)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde Fransa Hükümeti tarafından Şövalye Rütbesinden Legion d&#8217;honneur nişanı ita kılınmıştır</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>16 Şubat 329 (1 Mart 1914)</strong></p>
<p>Tarihinde Balkan Harbi&#8217;ndeki hidemat-ı hasenesinden dofayı kaymakamlığa terfi etmiştir</p>
<h4>
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>22 Temmuz 330 (4 Ağustos 1914)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde Sırbistan Ataşemiliterfiği&#8217;ne tayin kılınmış ise de Sofya Ataşemiliterliği&#8217;ne ipka edilmiştir</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>16 Teşrinisani 330 (29 Kasım 1914)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde iki sene kıdem zammı verilmiştir</p>
<h4>
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>7 Kânunusani 330 (20 Ocak 1915)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde 3 ncü Kolordu&#8217;da yeni teşekkül eden 19 ncu Fırka Kumandanlığı&#8217;na tayin buyrulmuştur</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>19 Mayıs 331 (1 Haziran 1915)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde Miralaylığa terfi etmiştir</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>15 Temmuz 331 (28 Temmuz 1915)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde 15 nci Kolordu Kumandanlığı&#8217;na ve sene-yi mezkûrede (Ağustos) 16 ncı Kolordu Komutanlığı&#8217;na tayin buyrulmuştur</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>14 Kânunusani 331(27 Ocak 1916)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde tebdil havasının hitamına mebni 16 ncı Kolordu`ya İltihak buyrulmuştur</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>2 Temmuz 331(15 Temmuz 1915)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde Harp Madalyası</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>19 Ağustos 331(1 Eylül 1915)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde Muharebe Gümüş Liyakat Madalyası</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>4 Kânunusani 331(17 Ocak 1916)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde Anafartalar Grubu Komutanı iken Muharebe Altın Liyakat Madalyası</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>19 Kânunusani 331(1 Şubat 1916)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde Üçüncü Rütbe&#8217;den Osmani Nişanı</p>
<h4>
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>28 Kânunuevvel 331( Aralık 1915)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Alman Hükümeti tarafından Demir Salip Nişanı verilmiş</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>28 Şubat 331(13 Mart 1916)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Anafartalar&#8217;daki hidemat-ı hasenesinden dolayı iki sene seferi kıdem zammı ita kılınmıştır</p>
<h4>
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>19 Mart 332(1 Nisan 1916)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde Hidemat-ı fevkâledesine mebni bir sene kıdem zammı ile Mirli valığa terfi etmiştir</p>
<h4>
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>29 Teşrinisani 332.(12 Aralık 1916)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Müceddeden İkinci Rütbe&#8217;den Mecidi Nişanı ita kılınmıştır</p>
<h4>
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>11 Kânunuevvel 1332(24 Aralık 1916)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Bitlis havalisindeki hidematına mükâfeten bir sene seferi kıdem zammı ita edilmiştir. Sene-yi mezkûre zarfında Almanya Hükümeti tarafından Birinci ve İkinci Demir Salip ve Avus turya Macaristan Hükümeti tarafından Üçüncü Rütbe&#8217;den Muharebe Liyakat Madalyası ile İkinci Rütbeden Harp Alâmeti Liyakat-ı Askeri Madalyası ita kılınmıştır</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>7 Mart 333(7 Mart 1917)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde 2 nci Ordu Kumandanlığı&#8217;na tayin buyrulmuştur</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>19 Mart 333(19 Mart 1917)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde muharebat-ı vakıadaki hidemat-ı hasanesinden dolayı tebdilen İkinci Rütbeden Osmani Nişanı ita kılınmıştır</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>5 Temmuz 333(5 Temmuı 1917)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde 7 nci Ordu Kumandanlığı&#8217;na tayin buyrulmuştur</p>
<h4>
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>23 Eylül 333(23 Eylül 1917)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde Muharebe Altın İmtiyaz Madalyası ile taltif buyrulmuştur</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>9 Teşrinievvel 333(9 Ekim 1917)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde becayişen 2 nci Ordu Kumandanlığı&#8217;na tayin kılınmıştır</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>11 Teşrinievvel 333(11 Ekim 1917)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde bir ay müddetle İstanbul&#8217;a mezunen gitmişler ve rahatsızlıklarına mebni tedavi edilmek üzere üç ay mezuniyet verilmiştir</p>
<h4>
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>7 Teşrinisani 333(7 Aralık 1917)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde Karargâh-ı Umumi emrine alınarak sene-i meıkûre kânunuevvelinde mülga Veliaht-ı Saltanat refakatinde Almanya Karargah-ı Umumisi&#8217;ne azimet etmiş</p>
<h4>
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>16 Kânunuevvel 333(16 Aralık 1917)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde tebdilen Birinci Rütbe&#8217;den Kılıçlı Mecidi Nişanı ita kılınmıştır</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>19 Şubat 334(19 Şubat 1918)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde Almanya İmparatoru tarafından Birinci Rütbe&#8217;den Kılıçlı Kron dö Prus Nişanı verilmiştir</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>13 Mayıs 334(13 Mayıs 1918)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde bera-i tedavi Viyana&#8217;ya azimet buyurmuştur</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>7 Ağustos 334(7 Ağustos 1918)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde 7 nci Ordu Kumandanlığı&#8217;na ve sene-yi mezkure eylülünde Fahri Yaveran silkine ithal buyrulmuş</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>31 Teşrinievvel 334(31 Ekim 1918)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde Yıldırım Ordular Grubu Kumandanlığı&#8217;nı deruhte buyurmuşlardır</p>
<h4>
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>Teşrinisani 334(Kasım 1918)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde Grubun Lağvı üzerine Harbiye Nezareti emrine alınmıştır</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>30 Nisan 335(30 Nisan 1919)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde 9 ncu Ordu Kıtaatı Müfettişliği&#8217;ne tayin edilmiş ve sene-yi mezkûre Temmuzu&#8217;nun beşinde İstanbul Hükümet-i sakıtasınca memuriyetine hitam verilmiştir</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>9 Ağustos 335(9 Ağustos 1919)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Ordu Müfettişliği&#8217;nden mazul ve askerlikten müstafi olan müşarünileyhin silk-i askeriden ihracı ve haiz olduğu nişanların refi ve Fahri Yaveran Unvanının nezi hakkında irade çıkmıştır</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>23 Nisan 336(23 Nisan 1920)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde Büyük Millet Meclisi Riyaset-i Celilesine intahap buyrulmuşlardır</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>19 Eylül 337 (19 Eylül 1921 ) </strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde Büyük Millet Meclisi&#8217;nce ittifakla kendilerine Gazilik Ünvanı ita ve Rütbe-i Samiye-i Müşiri tevcih buyrulmuştur</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>5 Teşrinisani 337 (5 Kasım 1921 )</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinden itibaren müşarünileyhin Başkumandanlık müddeti üç ay daha temdit edilmiştir</p>
<h4 style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>5 Şubat 338 (5 Şubat 1922)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinden itibaren Başkumandanlık müddeti üç ay daha temdit edilmiştir</p>
<h4>
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>27 Mart 339 (27 Mart 1923)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde Afganistan Emiri (Kralı) tarafından Aliyülâlâ Nişanı irsal kılınmıştır</p>
<h4>
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>21 Teşrinisani 339 (21 Kasım 1923)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde kırmızı-yeşil kurdeleli İstiklal Madalyası talik olunmuştur</p>
<h4>
<hr size="2" />
</h4>
<p style="text-align: center;"><strong>29 Teşrinievvel 339 (29 Ekim 1923)</strong></p>
<p style="text-align: center;">Tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Riyaseti&#8217;ne intihap buyrulmuştur</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anitkabir.org/ataturk/ozluk-dosyasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk Kronolojisi</title>
		<link>http://www.anitkabir.org/ataturk/ataturk-kronolojisi.html?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ataturk-kronolojisi</link>
		<comments>http://www.anitkabir.org/ataturk/ataturk-kronolojisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Apr 2011 22:19:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erol Morkoç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anıtkabir'in Yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://anitkabir.org/?p=135</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;">1881<br /> Atatürk&#8217;ün Selânik&#8217;te doğumu.</p> <p style="text-align: justify;">&#160;</p> <p style="text-align: justify;"> </p> <a href="http://anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/04/1.jpg"></a> Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün doğduğu ev <p style="text-align: justify;">&#160;</p> <p style="text-align: justify;">1886<br /> Atatürk&#8217;ün ilk öğrenimine başlaması (Kısa bir süre mahalle mektebine devam etmiş, daha sonra çağdaş eğitim yapan Şemsi Efendi Okulu&#8217;na geçerek ilkokulu burada bitirmiştir.)</p> <p style="text-align: justify;">1888</p> <a [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>1881</strong><br />
<strong>Atatürk&#8217;ün Selânik&#8217;te doğumu.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: justify;">
<dl id="attachment_136" class="wp-caption aligncenter" style="width: 272px;">
<dt class="wp-caption-dt"><strong><a href="http://anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/04/1.jpg"><img class="size-full wp-image-136  " title="Mustafa Kemal Atatürk'ün doğduğu ev" src="http://anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/04/1.jpg" alt="" width="262" height="244" /></a></strong></dt>
<dd class="wp-caption-dd">Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün doğduğu ev</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1886</strong><br />
Atatürk&#8217;ün ilk öğrenimine başlaması (Kısa bir süre mahalle mektebine devam etmiş, daha sonra çağdaş eğitim yapan Şemsi Efendi Okulu&#8217;na geçerek ilkokulu burada bitirmiştir.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><strong>1888</strong></strong></p>
<div class="mceTemp" style="text-align: justify;">
<dl id="attachment_137" class="wp-caption alignleft" style="width: 219px;">
<dt class="wp-caption-dt"><a href="http://anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/04/aliriza_e.jpg"><img class="size-full wp-image-137  " title="Ali Rıza Efendi " src="http://anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/04/aliriza_e.jpg" alt="" width="209" height="203" /></a></dt>
<dd class="wp-caption-dd">Ali Rıza Efendi </dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: justify;">Atatürk&#8217;ün babası Ali Rıza Efendi&#8217;nin ölümü.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1893</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Selânik Askerî Rüştiyesi&#8217;ne girişi (Atatürk kısa bir süre Selânik Mülkiye Rüştiyesi&#8217;ne gitmişse de öğrenimine daha sonra Askerî Rüştiye&#8217;de devam etmiş ve okulu 1896 yılında bitirmiştir. Bu okulda matematik öğretmeni. Mustafa Efendi, genç öğrencisi Mustafa&#8217;nın adının sonuna &#8220;Kemal&#8221; ismini ilâve etmiştir.) Atatürk&#8217;ün Manastır Askerî İdadisi&#8217;ne girişi ( 1899 yılında bitirmiştir) Atatürk&#8217;ün Manastır Askerî İdadisi&#8217;ni bitirerek İstanbul&#8217;da Harp Okulu&#8217;nun piyade sınıfına yazılışı, Atatürk&#8217;ün teğmen rütbesiyle Harp Okulu&#8217;nu bitirişi ve öğrenimine Harp Akademisi&#8217;nde devam etmesi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1908</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Atatürk&#8217;ün üsteğmen oluşu.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/04/KKYB.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-138" src="http://anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/04/KKYB.jpg" alt="" width="411" height="308" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>11 Ocak 1905</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Atatürk&#8217;ün Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle Harp Akademisi&#8217;nden mezun oluşu.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>5 Şubat 1905</strong><br />
Atatürk&#8217;ün -kurmaylık stajı için- Şam&#8217;da 5. Ordu emrine atanması.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/04/Samda5nciordu.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-139" title="Samda5nciordu" src="http://anitkabir.org/wp-content/uploads/2011/04/Samda5nciordu.jpg" alt="" width="498" height="301" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>10 Şubat 1905</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Atatürk&#8217;ün Şam&#8217;a gitmek üzere İstanbul&#8217;dan hareketi.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ekim 1906</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Şam&#8217;da bazı arkadaşları ile gizli olarak &#8220;Vatan ve Hürriyet Cemiyeti&#8221;ni kuruşu.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>20 Haziran 1907</strong><br />
Atatürk&#8217;ün kolağası (kıdemli yüzbaşı) oluşu.</p>
<p style="text-align: justify;">13 Ekim 1907<br />
Atatürk&#8217;ün Şam&#8217;dan, merkezi Manastır&#8217; da bulunan 3. Ordu Karargâhı&#8217;na atanması (Bu karargâhın Selânik&#8217;teki şubesinde çalıştırılmıştır. )</p>
<p style="text-align: justify;">23 Şubat1908<br />
Atatürk&#8217;ün General Litzmann&#8217;dan çevirdiği &#8220;Takımın Muharebe Talimi&#8221; adlı -askerî eğitimle ilgili- kitabın Selânik&#8217;te yayımlanması.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>22 Haziran 1908</strong><br />
Atatürk&#8217;e, 3. Ordu Kararğâhı&#8217;ndaki görevinin yanısıra Üsküp-Selânik arasındaki demiryolu müfettişliği görevinin de verilmesi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>23 Temmuz 1908</strong><br />
İkinci Meşrutiyet&#8217;in ilânı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>13 Ocak 1909</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Üçüncü Ordu Selânik Redif Tümeni Kurmay Başkanlığı&#8217;na getirilişi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3 Nisan1909</strong><br />
İstanbul&#8217;da İkinci Meşrutiyet&#8217;e karşı -avcı taburlarının ayaklanmasıyla- büyük isyan çıkması (31 Mart İsyanı)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>15/16 Nisan 1909</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Hareket Ordusuyla beraber -bu orduriun Kurmay Başkanı olarak- Selânik&#8217;ten İstanbul&#8217;a hareketi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>19 Nisan 1909</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Hareket Ordusu&#8217;yla beraber İstanbul&#8217;a gelişi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>16 Mayıs 1909</strong><br />
Atatürk&#8217;ün 31 Mart olayının bastırılmasından sonra tekrar Selânik&#8217;e dönüşü.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>30 Ağustos 1909</strong><br />
Atatürk&#8217;ün -kolağası rütbesiyle- Cumalı Karargâhı&#8217;ndaki askerî manevra&#8217;ya katılışı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>8 Eylül 1909</strong><br />
Cumalı Karargâhı&#8217;ndaki askerî manevranın sona erişi ve Atatürk&#8217;ün Cumalı&#8217;den ayrılışı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>22 Eylül1909</strong><br />
Selânik&#8217;te &#8220;İttihat ve Terakki Büyük Kongresi&#8221;nin toplanışı (Atatürk, bu kongrede bir konuşma yaparak ordunun siyasetten çekilmesi gereğini savunmuştur.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>5 Kasım 1909</strong><br />
Atatürk&#8217;ün -Selânik Redif Tümeni Kurmay Başkanlığından- tekrar Üçüncü Ordu Karargâhı&#8217;na atanması.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1909</strong><br />
Atatürk&#8217;ün &#8220;Cumalı Ordugâhı&#8221; adlı kitabının Selânik&#8217;te yayımlanması (Bu küçük kitap, 30 Ağustos-8 Eylül 1909 arasında Cumalı Kararaâhı&#8217;nda yapılan askerî manevra esasında tutulan not ve krokilerden oluşmuştur.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>6 Eylül 1910</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Ücüncü Ordu Subay Talimgâhı Komutanlığı&#8217;na atanması.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Eylül 1910</strong><br />
Atatürk&#8217;ün orduyu temsilen, Pikardi manevralarını izlemek amacıyla Fransa&#8217;ya gönderilişi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1 Kasım 1910</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Ücüncü Ordu Subay Talimgâhı Komutanlığı&#8217;ndan tekrar Üçüncü Ordu Karargâhı&#8217;na atanması.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>15 Ocak 1911</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, 5. Kolordu Karargâhı&#8217;nda, daha sonra yine Selânik&#8217;te bulunan 38. Piyade Alayı&#8217;nda görevlendirilmesi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Mart 191</strong>1<br />
Atatürk&#8217;ün Arnaveıtluk&#8217;ta çıkan isyanı bastırmak üzere düzenlenen harekâtta Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa&#8217;nın yanında görev alışı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>19 Nisan 1911</strong><br />
Atatürk&#8217;ün 5. Kolordu&#8217;nun Selânik-Kılkış arasında yaptığı manevralara -kolağası rütbesiyle- katılması (Manevra 20 Nisan 1911 akşamı sona ermiştir.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>14 Eylül 191</strong>1<br />
Atatürk&#8217;ün, Selânik&#8217;te 38. Piyade Alay, Kumandanlığı&#8217;ndaki görevinden alınarak İstanbul&#8217;da Genelkurmay I. Şube&#8217;de bir göreve atanması.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>29 Eylül 191</strong>1<br />
İtalyanların Trablusgarp&#8217;ta Osmanlı Devleti&#8217;ne harp ilânı</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>5 Ekim 19</strong>11<br />
İtalyanların Trablusgarp&#8217;a saldırıya geçmesi Atatürk&#8217;ün, Trablusgarp&#8217;a gönüllü gitmek üzere -Gâzeteci Mustafa Şerif kimliği ile- bir kısım arkadaşlarıyla beraber İstanbul&#8217;dan ayrılışı (İskenderiye üzerinden Trablusgarp&#8217;a geçmiştir.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>27 Kasım 1911</strong><br />
Atatürk&#8217;ün binbaşılığa terfi edişi</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>8 Aralık 1911</strong><br />
Atatürk ve arkadaşlarının Bingazi&#8217;ye gelişi (Atatürk, burada Tobruk Bölgesi komutanı Ethem Paşa&#8217;nın Kurmay Başkanı olarak göreve başlamıştır.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>19 Aralık 1911</strong><br />
Atatürk&#8217;ün -Ethem Paşa&#8217;nın yerine- Tobruk Bölgesi Komutanlığı&#8217;na getirilişi</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>30 Aralık 1911</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Derne&#8217;ye gelişi ve Derne doğusundaki Şark Gönüllüleri Komutanlığı&#8217; nı üzerine alışı.</p>
<p style="text-align: justify;">l9ll<br />
Atatürk&#8217;ün, &#8220;Tâbiye Tatbikat Seyahatı&#8221; adlı kitabının Selânik&#8217;te yayımlanması (Bu küçük kitap, 5. Kolordu&#8217;nun 19-20 Nisan 1911 günleri yaptığı ve Atatürk&#8217;ün de kolağası rütbesiyle katıldığı bir askeri tatbikatın not ve krokilerinden oluşmuştur.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>12 Mart 19l2</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Deme Komutanlığı&#8217;na atanması</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1912</strong><br />
Karadağ&#8217;ın harp ilânı ile Balkan Harbi&#8217;nin başlaması</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>24 Ekim l912</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Trablusgarp&#8217;tan İstanbul&#8217;a hareketi</p>
<p style="text-align: justify;">25 Kasım 1912 Atatürk&#8217;ün Gelibolu&#8217;da bulunan Bahr-i , Sefîd (Akdeniz) Boğazı Kuvay-ı Mürettebesi Komutanlığı Harekât Şubesi Müdürlüğü&#8217;ne atanması</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1 Aralık 1912</strong><br />
Atatürk&#8217;ün İstanbul&#8217;dan Bolayır&#8217;a hareketi</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1912</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, General Litzmann&#8217;dan çevirdiği &#8220;Bölüğün Muharebe Talimi&#8221; adlı -askerî eğitimle ilgili- kitabın İstanbul&#8217;da yayımlanması</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>27 Ekim 1913</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Sofya Ataşemiliterliğine atanması</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>20 Kasım 1913</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Sofya&#8217;ya gelişi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>11 Ocak 1914</strong><br />
Atatürk&#8217;e, Sofya Ataşemiliterliğine ilâveten Belgrat ve Çetine Ataşemiliterliklerini de yürütme görevi verilmesi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1 Mart 1914</strong><br />
Atatürk&#8217;ün yarbaylığa terfi edişi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Mayıs 1914</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, Nuri (Conker)&#8217;in &#8220;Zâbit ve Kumandan&#8221; adlı,konferanslardan oluşan eseri üzerine, -onunla sohbet şeklinde &#8220;Zâbit ve Kumandanla Hasbihal&#8221; adlı kitabını yazması (Bu kitap, bir süre gecikme ile 1918 Aralık ayında İstanbul&#8217;da yayımlanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1 Ağustos 1914</strong><br />
Almanya&#8217;nın Rusya&#8217;ya harp ilânı ile I. Dünya Savaşı&#8217;nın başlaması.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>29 Ekim 1914</strong><br />
Osmanlı. Devleti&#8217;nin, I. Dünya Savaşı&#8217;na girişi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>20 Ocak 1915</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, Tekirdağ&#8217;da teşkil edilecek 19. Tümen Komutanlığı&#8217;na atanması.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>2 Şubat 1915</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Tekirdağ&#8217;a gelişi ve 19. Tüme- ni kurma çalışmalarına başlaması.</p>
<p style="text-align: justify;">25 Şubat 1915<br />
Tekirdağ&#8217;daki 19. Tümen Komutanlığı&#8217;nın Maydos (Eceabat)&#8217;a nakli ve Atatürk&#8217;ün 19. Tümen Komutanlığı üzerinde olmak üzere Maydos Bölgesi Komutaııı olarak görevini sürdürmesi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>18 Mart 1915</strong><br />
Çanakkale Boğazı&#8217;nı geçmeye teşebbüs eden İngiliz donanmasının, ağır zayiat vererek başan kazanamaması.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>23 Mart 1915</strong><br />
Gelibolu&#8217;da 5. Ordu&#8217;nun kurulması kararı ve komutanlığına Alman Generali Liman von Sanders&#8217;in atanması (26 Mart 1915 günü Gelibolu&#8217;ya gelmiştir.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>18 Nisan 1915</strong><br />
Atatürk&#8217;ün komutasındaki 19. Tümenin, 5. Ordu&#8217;nun genel ihtiyatını oluşturmak üzere Bigalı&#8217;ye gönderilişi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>25 Nisan 1915</strong><br />
Çanakkale&#8217;de İngilizlerin Seddülbahir ve Arıbumu bölgesinde çıkarma hareketine başlaması; Bigali&#8217;den gelen Atatürk komutasındaki 19. Tümen kuvvetlerinin taarruzu ile geri çekilmeye mecbur edilişi (Düşman çıkarması 26 ve 27 Nisan günleri de devam etmiş; ancak Atatürk komutasındaki askerlerimizin kahramanca savunması karşısında başarısız kalmıştır.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1 Haziran 1915</strong><br />
Atatürk&#8217;ün albaylığa terfi edişi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>15 Temmuz 191</strong>5<br />
Atatürk&#8217;e Harp Madalyası verilişi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>6 Ağustos 1915</strong><br />
Düşmanın Çanakkale&#8217;de takviyeli kuvvetlerle yeni bir taarruzu (Bu taarruz, 7 Ağustos 1915 günü de devam etmiş, ancak Atatürk&#8217;ün aldığı önlemler sayesinde gelişme imkânı bulamamıştır. )<br />
Düşmanın akşam Anafartalar bölgesine asker çıkararak bu bölgeden de ilerleme girişimi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>8 Ağustos 1915</strong><br />
Atatürk&#8217;ün -General Liman von Sanders&#8217; in emri ile- &#8220;Anafartalar Grubu Komutanlığı&#8221;na getirilişi.</p>
<p style="text-align: justify;">9 Ağustos 1915<br />
Atatürk komutasındaki kuvvetlerin, Anafartalar bölgesinde İngilizlere taarruzu; düşmanın tekrar çıkarma yaptığı kıyılara itilmesi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>10 Ağustos 1915</strong><br />
Atatürk komutasındaki kuvvetlerin, Conk· bayırı&#8217;nda İngilizlere taarruzu ve düşmanın ilerlemesine imkân verilmemesi (Bugünkü muharebeler esnasında Atatürk&#8217;ün kalbini hedef alan bir kurşun, göğüs cebindeki. saate çaıpıp geri döndüğünden, kendisi mutlak bir ölümden kurtuldu.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1 Eylül 1915</strong><br />
Atatürk&#8217;e, Anafartalar Grubu Komutanlığı&#8217;ndaki üstün başanlan sebebiyle &#8220;Muharebe Gümüş Liyakat Madalyası&#8221; verilişi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>10 Aralık 1915</strong><br />
Atatürk&#8217;ün,&#8221;Anafartalar Grubu Komutanlığı&#8221;ndan istifası (Bu istifa,5.0rdu Komutanı General Limon von Sanders tarafından kabul edilmemiş, kendisi izinli olarak İstanbul&#8217;a dönmüştür.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>19/20 Aralık 1915</strong><br />
İngilizlerin gece Çanakkale&#8217;yi tâhliye etmeleri.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>17 Ocak 1916</strong><br />
Atatürk&#8217;e,&#8221;Anafartalar Grubu Komutanlığı&#8221;ndaki üstün başarıları sebebiyle &#8220;Muharebe Altın Liyakat Madalyası&#8221; verilişi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>27 Ocak 1916</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, karargâhı Edirne&#8217;de bulunan 16. Kolordu Komutanlığı&#8217;na atanması (Edirne&#8217;deki bu kolordu, Kafkas Cephesinin önem kazanması üzerine bir süre sonra aynı adla Diyarbakır&#8217;a nakledilmiştir.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>11 Mart 1916</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, Karargâhı Diyarbakır&#8217;a nakledilmesi kararlaştırılan 16. Kolordu Komutanlığına atanması (Başkomutan Vekili Enver Paşa, bugün Atatürk&#8217;e telgraf çekerek Kolordu Karargâhıyla Resülayn (Ceylanpınar) üzerinden hemen Diyarbakır&#8217;a hareket etmesini istemiştir.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>12 Mart 1916</strong><br />
Atatürk&#8217;ün,-16. Kolordu&#8217;nurı Edirne&#8217;den Diyarbakır&#8217;a kaydırılması üzerine- Edirne&#8217;den İstanbul&#8217;a hareketi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>16 Mart 1916</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, Diyarbakır&#8217;daki görevine gitmek üzere İstanbul&#8217;dan ayrılışı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>26 Mart 1916</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Diyarbakır&#8217;a gelerek 16. Kolordunun komutasını üzerine alması.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1 Nisan 1916</strong><br />
Atatürk&#8217;ün mirliva (tuğgeneral)&#8217;lığa terfi edişi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Haziran 1916</strong><br />
16. Kolordu Karargâhı&#8217;nın Diyarbakır&#8217;dan Silvan&#8217;a nakledilmesi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3 Ağustos 1916</strong><br />
Atatürk komutasındaki kuvvetlerin Bitlis ve Muş yönünde taarruza geçişi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>8 Ağustos 1916</strong><br />
Atatürk komutasındaki kuvvetlerin sabah Muş&#8217;u, akşam Bitlis&#8217;i düşman işgalinden kurtarışı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>13 Aralık 1916</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, -Ahmet İzzet Paşa&#8217;nın izinli olarak kısa bir süre İstanbul&#8217;a gitmesi üzerine &#8211; vekâleten karargâhı Diyarbakır&#8217;da bulunan 2. Ordu Komutanlığı&#8217;na atanması.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>16 Aralık 1916</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, Silvan&#8217;dan hareketle Sekerat&#8217; ta 2. Ordu Karargâhı`na gelerek Komutan Vekilliği görevini üzerine alışı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3 Ocak 1917</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, -Ahmet İzzet Paşa&#8217;nın izinden dönüşü üzerine- Sekerat&#8217;ta 2. Ordu Komutan Vekilliği&#8217;nden aynlarak Silvan&#8217;a dönüşü.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>14 Şubat 1917</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Hicaz Kuvve-i Seferiyesi Komutanlığı&#8217;na atanması.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>21 Şubat 1917</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Şam&#8217;a gitmek üzere Diyarbakır&#8217;dan ayrılışı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>5 Mart l917</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Şam&#8217;a gelişi ve Sina Cephesini teftişi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>5 Mart 19l7</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Diyarbakır&#8217;daki 2. Ordu&#8217;ya vekâleten Komutan atanması.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>11 Mart 1917</strong><br />
Atatürk&#8217;ün 2. Ordu Komutan Vekili olarak Şam&#8217;dan Diyarbakır&#8217;a donüşü</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>16 Mart 1917</strong><br />
Atatürk&#8217;ün 2. Orduya asaleten komutan atanması</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>14 Mayıs 1917</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Muş&#8217;un ikici defa düşman işgalinden kurtarışı (Muş, 8 Ağustos 1916 da kurtarılmış ise de 25 Ağustos 1916 da tekrar Rusların eline düşmüştü.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>5 Temmuz 1917</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, General Falkenhein&#8217;in komutasındaki Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı&#8217;na bağlı olarak Halep&#8217;te oluşturulması kararlagtırılan Yedinci Ordu Komutanlığı&#8217;na atanması.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Temmuz 1917</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Diyarbakır&#8217;dan İstanbul&#8217;a hareketi (7.0rdu Karargâhı&#8217;nı oluşturmak üzere Başkomutan Vekili Enver Paşa tarafından İstanbul&#8217;a çağrılmıştır.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Temmuz 1917</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Diyarbakır&#8217;dan İstanbul&#8217;a gelişi</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>15 Ağustos 1917</strong><br />
Atatürk&#8217;ün İstanbul&#8217;dan Halep&#8217;e hareketi (7.0rdu Karargâhı Halep&#8217;in Aziziye mevkiinde idi.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>20 Eylül 1917</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, Halep&#8217;ten -genel durum değerlendirmesi ve General Falkenhein ile anlaşmazlığına dair- Sadrazam ve Dahiliye Nazırı Talât Paşa ile Başkomutan Vekili ve Harbiye Nazırı Enver Paşa&#8217;ya raporu</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ekim Başı l917</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, -Yıldırım Orduları Komutanı General Falkenhein&#8217;le anlaşmazlık sonucu- Yedinci Ordu Komutanlığı&#8217;ndan istifa edişi</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>9 Ekim 1917</strong><br />
Atatürk&#8217;ün tekrar Diyarbakır&#8217;da bulunan 2. Ordu Komutanlığı&#8217;na atanması (Atatürk, bu atamayı kabul etmediğinden işlem yürürlülük kazanmamış, kendisi 2. Ordu Komutanı sıfatiyle izinli sayılarak Halep&#8217;ten İstanbul&#8217;a gelmiştir.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ekim Sonu 1917</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, Halep&#8217;ten İstanbul&#8217;a dönüşü (9 ay kadar İstanbul&#8217;da kalmıştır.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>7 Kasım 1917</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, İstanbul&#8217;da Genel Karargâhta görevlendirilmesi</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>15 Aralık 1917</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, Veliaht Vahdettin Efendi&#8217;nin maiyetinde Almanya&#8217;ya gitmek üzere İstanbul&#8217;dan ayrılışı</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>4 Ocak l918</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Almanya seyahatinden İstanbul&#8217;a dönüşü</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>13 Mayıs l9l8</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, böbrek rahatsızlığı sebebiyle tedavi için İstanbul&#8217;dan Viyana&#8217;ya hareketi (Viyana ve Karlsbat&#8217;ta 2,5 ay kadar tedavi görmüştür.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>4 Ağustos 19l8</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Viyana&#8217;dan İstanbul&#8217;a dönüşü</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>7 Ağustos l918</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, General Falkenhein&#8217;in yerine Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı&#8217;na getirilmiş olan General Liman von Sanders&#8217;in emrindeki 7. Ordu&#8217;ya tekrar komutan atanması</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>15 Ağustos l918</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, ikinci defa atandığı 7. Ordu Komutanlığı görevine başlamak üzere İstanbul&#8217;dan Halep&#8217;e gelişi (Halep&#8217;te bir gün kaldıktan sonra 7. Ordu Karargâhı&#8217;nın bulunduğu Nablus&#8217;a gitmiştir. )</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>19 Eylül 1918</strong><br />
İngilizlerin Halep Cephesi&#8217;nde büyük kuvvetlerle taarruza başlaması (Bu İngiliz taarruzu karşısında 8. Ordu Cephesi&#8217;nin yarılması üzerine 4 ve 7. Ordular da çekilme mecburiyetinde kalmışlardı. Atatürk komutasındaki 7. Ordu birlikleri düzenini ve savaş kudretini bozmadan Riyad&#8217;a, oradan da Halep&#8217;e çekildi.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>26 Ekim l9l8</strong><br />
Atatürk komutasındaki 7. Ordu kuvvetlerinin tekrar taarruza geçen düşman kuvvetlerini Halep&#8217;in kuzeyinde durdurması ve düşmanın bu hattı geçmesine imkân verilmemesi</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>30 Ekim 1918</strong><br />
Mondros Mütarekesi&#8217;nin imzalanması</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>31 Ekim 1918</strong><br />
Atatürk&#8217;ün -7.0rdu Komutanlığı da üzerinde kalmak üzere- Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı&#8217;na atanması ve Katma&#8217;dan Adana&#8217;ya gelerek General Liman von Sanders&#8217;den komutanlık görevini devralması</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>7 Kasım 1918</strong><br />
Yıldırım Orduları Grubu ve 7.0rdu Komutanlıklarının kaldırılması ve Atatürk&#8217;ün Ordu Kumandanı sıfatiyle Harbiye Nezareti emrine verilmesi</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>10 Kasım 1918</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Adana&#8217;dan trenle İstanbul&#8217;a hareketi</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>13 Kasım 1918</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, Adana&#8217;dan İstanbul&#8217;a gelişi</p>
<p style="text-align: justify;">Aralık 1918: Atatürk&#8217;ün,-1914 yılı Mayısında yazdığı- &#8220;Zâbit ve Kumandan İle Hasbihal&#8221; adlı kitabının İstanbul&#8217;da yayımlanması</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>30 Nisan 1919</strong><br />
Atatürk&#8217;ün 9.0rdu Kıtaatı Müfettişliği&#8217;ne atanması</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>16 Mayıs 1919</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Anadolu&#8217;ya geçmek üzere Bandırma Vapuru i1e İstanbul&#8217;dan ayrılısı<br />
<strong>l9 Mayıs 19l9</strong><br />
Atatürk&#8217;ün sabah Samsun&#8217;a çıkışı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>22 Mayıs l919</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Samsun&#8217;dan Sadarete raporu:&#8221;&#8230;. Millet yekvücut olup hakimiyet esasını, Türklük duygusunu hedef kabul <strong>etmiştir.&#8221;</strong><br />
<strong> 2l Haziran 1919</strong><br />
Atatürk&#8217;ün İstanbul&#8217;da bulunan bazı tanınmış kimselere Amasya&#8217;dan mektup göndererek Millî Mücadele&#8217;ye davet etmesi:&#8221;Artık İstanbul Anadolu&#8217;ya hâkim değil, tâbi olmak mecburiyetindedir.&#8221; &#8220;Size teveccüh eden fedakârlık pek büyüktür&#8221; &#8220;Millî gaye elde edilinceye kadar âcizleri Anadolu&#8217;dan ve milletin sinesinden ayrılmayacağım ve bu noktada nihayete kadar bir millet ferdi gibi çalışacağımı millete karşı mukaddesatım namına söz verdim ve hiç bir kuvvet bu millî karara mâni olamayacaktır.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>22 Haziran 1919</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Amasya&#8217;dan Anadolu&#8217;da mülkî ve askerî makamlara genelgesi: &#8220;Vatanın tamamiyeti, milletin bağımsızlığı tehlikededir. Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3 Temmuz 1919</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Erzurum&#8217;a gelişi, halk ve asker tarafından sevgi gösterileriyle karşılanışı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>8/9 Temmuz 1919</strong><br />
Atatürk&#8217;ün resmî vazifesiyle beraber askerlik mesleğinden istifası.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>9 Temmuz 1919</strong><br />
Atatürk&#8217;ün resmî vazifesiyle beraber askerlik mesleğinden istifasını ordu&#8217;ya, vilâyetlere ve millete duyurması: &#8220;&#8230; Bundan sonra mukaddes millî gayemiz için her türlü fedakârlıklâ çalışmak üzere sine-i millette bir ferd-i mücahit suretiyle bulunmakta olduğumu tamimen arz ve ilân eylerim.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>14 Temmuz 1919</strong><br />
Atatürk&#8217;ün askerlikten istifası ve Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti&#8217;nin başına geçişinin Erzurum&#8217;da yayımlanan Albayrak Gazetesinde halka ilânı: &#8220;&#8230; Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin istifanamesi bir azim ve iman vesikasıdır. Millette, henüz eski kanın sönmemiş olduğunu gösterir muazzam delildir. Anafartalar&#8217;da, millî şerefi, tarihin bugünkü nesilden beklemekte olduğu mukaddes vazifeyi yükselten ve yücelten bu muhterem Kumandanı bugünde Millî Mücadele&#8217;nin başında görmek mesut bir görüntüdür.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>23 Temmuz 1919</strong><br />
Erzurum Kongresi&#8217;nin açılışı ve Atatürk&#8217;ün Kongre&#8217;ye Başkan seçilmesi (Kongre 7 Ağustos 1919&#8242;da son bulmuştur.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>7 Ağustos 1919</strong><br />
Erzurum Kongresi&#8217;nin Heyet-i Temsiliye seçimini takiben Atatürk&#8217;ün kısa bir konuşmasıyla son bulması: &#8220;Milletimizin kurtuluş ümidi ile çırpındığı en heyecanlı bir zamanda fedakâr muhterem heyetiniz her türlü eziyetlere katlanarak burada, Erzurum&#8217;da toplandı. Hassas ve necip bir ruh ve pek sağlam bir iman ile vatan ve milletimizin kurtuluşuna ait esaslı kararlar aldı. Bilhassa bütün cihana karşı milletimizin mevcudiyetini ve birliğini gösterdi. Tarih bu kongremizi şüphesiz ender ve büyük bir eser olarak kaydedecektir.&#8221; Atâtürk&#8217;ün Heyet-i Temsiliye Reisliği&#8217;ne seçilmesi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>9 Ağustos 1919</strong><br />
Atatürk,ün, askerlik mesleğinden ihracına, haiz nlduğu nişanların alınmasına ve fahrî yaverlik rütbesinin kaldırılmasına dair irade-i seniye çıkması.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>2 Eylül l919</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Sivas&#8217;a gelişi, büyük tezahüratla karşılanması.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>4 Eylül l9l9</strong><br />
Sivas Kongresi&#8217;nin açılışı ve Atatürk&#8217;ün Kongre&#8217;ye Başkan seçilmesi. (Kongre 11 Eylül 1919&#8242;da son bulmuştur.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>11 Eylül 1919</strong><br />
Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti&#8217;nin resmen kuruluşu.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>7 Ekim 1919</strong><br />
Atatürk&#8217;ün -Heyet-i Temsiliye adına millete beyannamesi: &#8220;En ağır tarihî şartlar altında bile millî vakarından ve herkesin hukukuna riayetteki mazisinden gelen hasletlerinden zerre kadar ayrılmamış olan milletimizin bundan sonra da aynı tarz ve harekette sabit kalacağından ve bu suretle bu mübarek topraklara sahip olmaktaki liyakat-i medeniyesini bütün cihana tasdik ettireceğinde şüphe yoktur.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>20 Ekim 1919</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, Rauf ve Bekir Sami Beylerle beraber Amasya&#8217;da İstanbul Hükûmeti&#8217;nin Bahriye Nazırı Salih Paşa ile görüşmelere başlaması (Amasya Mülâkatı).</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>7 Kasım 19l9</strong><br />
Atatürk&#8217;ün İstanbul&#8217;da toplanması kararlaştırılan Meclis-i Mebusan&#8217;a Erzurum&#8217;dan milletvekili seçilmesi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>27 Aralık 1919</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Ankara&#8217;ya gelişi ve büyük törenle karşılanması. (Atatürk şehre girdikten sonra Vali odasında bir müddet istirahat ederek çay içmişler, daha sonra Kolordu&#8217;yu ziyaretle buradan kendisine ve arkadaşlarına tahsis edilen Ziraat Mektebi&#8217;ne gelmişlerdir.).Atatürk&#8217;ün bütün teşkilâta, Ankara&#8217;ya geldiğini ve Heyet-i Temsiliye Merkezi&#8217;nin Ankara olduğunu bildiren telgrafı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>12 Ocak 1920</strong><br />
İstanbul&#8217;da son &#8220;Osmanlı Meclis-i Mebusanı&#8221;nın açılması (İstanbul&#8217;un işgali üzerine 18 Mart 1920 günü son toplantısını yaparak çalışmalarına ara verme kararı almış, 11 Nisan 1920&#8242;de Padişah iradesi feshedilmiştir. )</p>
<p>28 Ocak 1920<br />
Osmanlı Meclis-i Mebusanı&#8217;nın gizli toplantısında Misak-ı Millî&#8217;nin kabulü.</p>
<p><strong>17 Şubat 1920</strong><br />
Osmanlı Meclis-i Mebusanı&#8217;nda Misak-ı Millî&#8217;nin yabancı parlamentolara ve basına bildirilme kararı.</p>
<p><strong>16 Mart 1920</strong><br />
İtilâf Devletleri tarafından İstanbul&#8217;un fiilen işgali.Atatürk&#8217;ün İstanbul&#8217;un işgali nedeniyle millete beyannamesi: &#8220;&#8230;. Bugün, İstanbul&#8217;u zorla işgal etmek suretiyle Osmanlı Devleti&#8217;nin yediyüz senelik hayat ve hâkimiyetine son verildi. Yani bugün Türk milleti, medenî kabiliyetinin, hayat ve istiklâl hakkının ve bütün istikbalinin müdafaasına davet edildi.&#8221;</p>
<p><strong>19 Mart 1920</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Ankara&#8217;da bir Meclis toplanması yolunda acele seçim yapılması için vilâyetlere, livalara ve kolordu komutanlarına genelgesi: &#8220;Ankara&#8217;da fevkalâde yetkiye malik bir Meclis, millet işlerini yönetmek ve denetlemek üzere toplanacaktır.&#8221;</p>
<p><strong>10 Nisan 1920</strong><br />
Şeyhülislâm Dürrizade Abdullah&#8217;ın Anadolu&#8217;daki millî kuvvetleri kâfir ilân eden ve katlinin gerekli olacağını (!) bildiren fetvası.</p>
<p><strong>16 Nisan 1920</strong><br />
Ankara Müftüsü Rıfat Efendi&#8217;nin, Şeyhülislâm Dürrizade Abdullah&#8217;ın fetvasının dinen geçerli olamayacağını ilân eden fetvası.</p>
<p><strong>23 Nisan 1920</strong><br />
Ankara&#8217;da Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nin açılması.</p>
<p><strong>24 Nisan 1920</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı&#8217;na seçilmesi ve teşekkür konuşması: &#8220;. .. Gerek askerî gerekse siyasî hayatımın bütün dönem ve safhalarını işgal eden mücadelelerimde daima hareket kuralım, millî iradeye dayanarak milletin ve vatanın muhtaç olduğu gayelere yürümek olmuştur.&#8221;</p>
<p><strong>11 Mayıs 1920</strong><br />
Atatürk&#8217;ün İstanbul&#8217;da Divan-ı Harp tarafından idama mahkûm edilmesi.</p>
<p><strong>24 Mayıs 1920</strong><br />
Atatürk hakkında 11 Mayıs 1920 tarihli idam kararının Padişah tarafından tasdiki.</p>
<p><strong>8 Temmuz 1920</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Meclis&#8217;te konuşması: &#8220;Efendiler; memleketimizin ellide biri değil heyet-i umumiyesi tahrip edilse, heyet-i umumiyesi ateşler içinde bırakılsa, biz bu toprakların üstünde bir tepeye çıkacağız ve oradan müdafaa ile meşgul olacağız!&#8221;</p>
<p><strong>10 Ağustos 1920</strong><br />
İstanbul Hükûmeti ile İtilâf Devletleri arasında &#8220;Sevr Antlaşması&#8221;nın imzalanması.</p>
<p><strong>2/3 Aralık 1920</strong><br />
Ermenilerle &#8220;Gümrü Antlaşması&#8221;nın imzalanması.</p>
<p><strong>5 Aralık 1920</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Bilecik&#8217;te Ahmet İzzet Paşa başkanlığındaki İstanbul Heyeti ile görüşmesi (Bilecik mülâkatı)</p>
<p><strong>10 Ocak 1921</strong><br />
Birinci İnönü Zaferi</p>
<p><strong>ll Ocak 1921</strong><br />
Atatürk&#8217;ün I. İnönü Zaferi münasebetiyle Batı Cephesi Komutanı İsmet (İnönü) Bey&#8217;e tebrik telgrafı: &#8220;&#8230; Bu muvaffakiyetin mukaddes topraklarımızı düşman istilâsından kâmilen kurtaracak olan kesin zafere bir hayırlı başlangıç olmasını Allah&#8217;tan diler ve bu tebrikâtın umum Batı Ordusu er ve subaylarına iletilmesini rica ederim.&#8221;</p>
<p><strong>1 Nisan 1921</strong><br />
İkinci İnönü Zaferi.Atatürk&#8217;ün Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa&#8217;ya cevap telgrafı: &#8220;. Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin ters talihini de yendiniz. İstilâ altındaki bedbaht topraklarımızla beraber bütün vatan, bugün en uzak köşelerine kadar zaferinizi kutluyor.Düşmanın istilâ hırsı, azim ve hamiyetinizin yalçın kayalarına başını çarparak hurdahaş oldu!&#8221;</p>
<p><strong>10 Mayıs l921</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nde &#8220;Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu&#8221; Başkanı oluşu.</p>
<p><strong>16 Temmuz 1921</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Ankara&#8217;da toplanan ve 21 Temmuz 1921&#8242;e kadar çalışmalarına devam eden Maarif Kongresi&#8217;ni açış konuşması: &#8220;. . Çocuklarımız ve gençlerimiz yetiştirilirken onlara bilhassa meycudiyeti ile, hakkı ile, birliği ile çelişen bilûmum yabancı unsurlarla mücadele lüzumunu ve milli düşünceleri tam bir imanla her mukabil fikre karşı şiddetle ve fedakârâne müdafaa zarureti telkin edilmelidir.&#8221;</p>
<p><strong>18 Temmuz 1921</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Ankara&#8217;dan, Karacahisar&#8217;daki Batı Cephesi Karargâhı&#8217;na gelişi.Atatürk&#8217;ün Batı Cephesi Karargâhı&#8217;nda İsmet Paşa&#8217;ya direktifi: &#8220;Orduyu; Eskişehir&#8217;in kuzey ve güneyinde topladıktan sonra, düşman ordusuyla araya büyük bir mesafe koymak lâzımdır ki, ordunun tanzim, tensik ve takviyesi mümkün olabilsin. Bunun için Sakarya doğusuna kadar çekilmek caizdir.&#8221;</p>
<p><strong>5 Ağustos 1921</strong><br />
Atatürk&#8217;e geniş yetkiler ve üç ay süre ile Başkomutanlık tevcih eden Kanunun kabulü. : Atatürk&#8217;ün Başkomutan oluşundan sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nde konuşması: &#8220;&#8230; Efendiler, zavallı milletimizi esir etmek isteyen düşmanları, Allah&#8217;ın yardımıyıa behemehal mağlup edeceğimize dair olan emniyet ve itimadım bir dakika olsun sarsılmamıştır. Bu dakikada bu kesin inaneımı yüksek heyetinize karşı, bütün millete karşı ve bütün âleme karşı ilân ederim.&#8221;</p>
<p><strong>23 Ağustos 1921</strong><br />
Yunan Ordusu&#8217;nun taarruzu ve Sakarya Meydan Muharebesi&#8217;nin başlaması (22 gün 22 gece devam etmiştir.)</p>
<p><strong>26 Ağustos 1921</strong><br />
Başkomutan Atatürk&#8217;ün emri: &#8220;Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.</p>
<p><strong>13 Eylül 1921</strong><br />
Sakarya Meydan Muharebesi&#8217;nin sonuçlanması ve düşmanın Sakarya nehrinin doğusunda imha ile zaferin kazanılması.</p>
<p><strong>19 Eylül 1921</strong><br />
Başkomutan Atatürk&#8217;ün &#8220;Sâkarya Muharebesi&#8221; hakkında Büyük Millet Meclisi&#8217;nde konuşması: &#8220;Efendiler! Türkiye Büyük Millet Meclisi ordusunun Sakarya&#8217;da kazanmış olduğu meydan muharebesi pek büyük bir meydan muharebesidir.Harb tarihinde misli belki olmayan bir meydan muharebesidir.&#8221; Başkomutan Atatürk&#8217;e Büyük Millet Meclisi tarafından kanunla Müşir (Mareşal) rütbesi ve &#8220;Gazi&#8221; unvanı verilişi.</p>
<p><strong>13 Ekim 1921</strong><br />
Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti ile Kafkas Cumhuriyetleri (Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan) arasında &#8220;Kars Antlaşması&#8221;nın imzalanması.</p>
<p><strong>20 Ekim 1921</strong><br />
Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti ile Fransa Hükûmeti. arasında &#8220;Ankara Antlaşması&#8221;nın imzalanması.</p>
<p><strong>31 Ekim 1921</strong><br />
&#8220;Atatürk&#8217;ün Başkomutanlık süresinin 5 Kasım 1921&#8242;den itibaren 3 ay daha uzatılmasına dair Kanun&#8217;un Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nde kabulü.&#8221;</p>
<p><strong>14 Ocak 1922</strong><br />
<strong>Atatürk&#8217;ün annesi Zübeyde Hanım&#8217;ın ölümü.</strong></p>
<p><strong>4 Şubat 1922</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Başkomutanlık süresinin 5 Şubat 1922 tarihinden itibaren ikinci defa üç ay uzatılmasına dair Kanun&#8217;un Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nde kabulü..</p>
<p><strong>1 Mart 1922</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Türkiye Büyük Millet Meclisini açış konuşması: &#8220;. . Efendiler! Büyük Millet Meclisi Hükûmeti Türkiye ve Türkiye halkının beka ve istiklâlini temine çalışıyor. Çünkü Türkiye&#8217;nin asıl sahibi, meşru ve gerçek sahibi olan Türkiye halkının kat&#8217;i arzu ve iradesi bu yoldadır.&#8221;</p>
<p><strong>6 Mayıs 1922</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Başkomutanlık süresinin 5 Mayıs 1922 tarihinden itibaren üçüncü defa üç ay uzatılması hakkında Kanun&#8217;un Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nde kabulü.</p>
<p><strong>26 Ağustos 1922</strong><br />
Büyük Taarruz&#8217;un, Kocatepe&#8217;den sabah saat 5.30&#8242;da topçularımızın ateşiyle başlaması.</p>
<p><strong>30 Ağustos 1922</strong><br />
Yunan ordusunun tamamen sarılması ve imha edilmesi suretiyle &#8220;Dumlupınar (Başkomutan) Meydan Muharebesi&#8221;nin kazanılması.</p>
<p><strong>1 Eylül 1922</strong><br />
Başkomutan Atatürk&#8217;ün orduya beyannamesi: &#8220;&#8230;. Bütün arkadaşlarımın Anadolu&#8217;da daha başka meydan muharebeleri verileceğini gözönüne alarak ilerlemesini ve herkesin fikrî güçlerini ve kahramanlık ve vatanseverlik kaynaklarını yarışırcasına göstermeye devam etmesini isterim.Ordular; İlk Hedefiniz Akdenizdir, İleri!&#8221;</p>
<p><strong>9 Eylül 1922</strong><br />
Başkomutan Atatürk&#8217;ün kuvvetlerimizin İzmir&#8217;e giriş haberi üzerine ordulara mesajı: &#8220;İlk verdiğim Akdeniz hedefine varmakta orduların gösterdiği gayret ve fedâkarlığı hürmet ve takdirle anarım.&#8221;</p>
<p><strong>10 Eylül 1922</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Büyük Zaferi takiben İzmir&#8217;e gelişi.</p>
<p><strong>4 Ekim 1922</strong><br />
Başkomutan Atatürk&#8217;ün 26 Ağustos Taarruzu, 30 Ağustos ve 9 Eylül Zaferleri hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nde uzun beyanatı: &#8220;&#8230; Bu Anadolu Zaferi tarih arasında bir millet tarafından tamamen benimsenen bir fikrin ne kadar kaadir ve ne zinde bir kuvvet olduğunun en güzel misali olarak kalacaktır.&#8221;</p>
<p><strong>11 Ekim 1922</strong><br />
Mudanya Mütarekesi&#8217;nin imzalanması.</p>
<p><strong>1 Kasım 1922</strong><br />
Hilâfet ve Saltanat&#8217;ın birbirinden ayrılarak Saltanat&#8217;ın kaldırılması kararı.</p>
<p><strong>29 Ocak 1923</strong><br />
Atatürk&#8217;ün İzmir&#8217;de Lâtife (Uşaklıgil) Hanım&#8217;la evlenişi (5 Ağustos 1925&#8242;de ayrılmıştir. )</p>
<p><strong>1 Mart 1923</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;ni açış konuşması: &#8221; .. Misak-ı Millî, vatanın haricî düşman karşısındaki vaziyet ve mevkiini tesbit eden miıkaddes bir kural olduğu gibi 1 Kasım 1922 kararı da milletimiz için dahilî ve daimî bir düşman olan ferdî saltanata ve onun temsil ettiği meşum bir idare şekline tevcih edilmiş mukaddes bir silâhtır.&#8221;</p>
<p><strong>8 Nisan 1923</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı olarak milletvekili seçimi münasebetiyle millete, 9 umdeyi içine alan beyannamesi.</p>
<p><strong>24 Temmuz 192</strong>3<br />
Lozan Antlaşması&#8217;nın imzalanması (Atatürk der ki: &#8220;Lozan Barış Antlaşması&#8217;nın ihtiva ettiği esasları, diğer barış teklifleriyle daha fazla mukayeseye mahal olmadığı fikrindeyim. Bu antlaşma, Türk milleti aleyhine, asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması&#8217;yla ikmal edildiği zannedilmiş, büyük bir suikastin yıkılışını ifade eder bir vesikadır. Osmanlı Devrine ait tarihte örneği bulunmayan bir siyasî zafer eseridir.&#8221;) Atatürk&#8217;ün, Lozan Antlaşması&#8217;nın imzalanması üzerine İsmet Paşa&#8217;ya tebrik telgrafı: &#8220;Memlekete bir dizi faydalı hizmetlerden ibaret olan ömrünüzü bu defa da tarihî bir muvaffakiyetle taçlandırdınız.&#8221;</p>
<p><strong>l3 Ağustos 192</strong>3<br />
Atatürk&#8217;ün tekrar Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı&#8217;na seçilmesî.Atatürk&#8217;ün, İkinci Devre Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;ni açış konuşması: &#8220;&#8230;Memleketimizi mâmur ve halkımızı mesut ve müreffeh edeceğiz. Ümidimiz, azmimiz ve bilhassa milletimizin ve Meclis-i Alinizin göstereceği vahdet ve tesanüt ilerleme ve uygarlık yolundaki çalışmamızda elbette muvaffakiyetin kefili olacaktır.</p>
<p><strong>11 Eylül 1923</strong><br />
&#8220;Halk Fırkası&#8221;nın kuruluşu ve Atatürk&#8217;ün Halk Fırkası Genel Başkanlığı&#8217;na seçilmesi.</p>
<p>10 Ekim 1923<br />
Ankara&#8217;nın başkent oluşu.</p>
<p><strong>29 Ekim 1923</strong><br />
Cumhuriyetin ilânı ve Atatürk&#8217;ün Cumhurbaşkanlığı&#8217;na seçilmesi.</p>
<p><strong>30 Ekim 1923</strong><br />
Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin ilk kabinesi&#8217;nin İsmet Paşa tarafından kurulması.</p>
<p><strong>21 Kasım 1923</strong><br />
Atatürk&#8217;e Türkiye Büyük Millet Meclisi kararı ile yeşil-kırmızı şeritli İstiklâl Madalyası verilmesi.</p>
<p><strong>1 Mart 1924</strong><br />
Cumhurbaşkanı Atatürk&#8217;ün, Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;ni açış konuşması: &#8220;İslâm dinini, asırlardan beri alışılageldiği veçhile bir siyaset vasıtası mevkiinden uzaklaştırmak ve yüceltmek gerekli olduğu gerçeğini görüyoruz. Mukaddes ve tanrısal inançlarımızı ve vicdanî değerlerimizi, karanlık ve kararsız olan ve, her türlü menfaat ve ihtiraslara görünüş sahnesi olan siyasiyattan ve siyasetin bütün kısımlarından bir an evvel ve katî şekilde kurtarmak milietin dünyevî ve uhrevî saadetinin emrettiği bir zarurettir. Ancak bu suretle İslâm dininin yüksekliği belirir.&#8221;</p>
<p><strong>3 Mart 1924</strong><br />
Tevhid-i Tedrisat (Öğretimin Birleştirilmesi) Kanunu&#8217;nun kabulü. Hilâfetin kaldırılması.</p>
<p><strong>30 Ağustos 1924</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Dumlupınar&#8217;da &#8220;Meçhul Asker Abidesi&#8221;nin temelini atması ve törende konuşması: &#8221; &#8230; Hiç şüphe etmemelidir ki yeni Türk Devleti&#8217;nin, genç Türk Cumhuriyeti&#8217;nin temeli burada sağlamlaştırıldı.Ebedî hayatı burada taçlandırıldı. . . Bu âbide Türk vatanına göz dikeceklere, Türkün 30 Ağustos günündeki ateşini, süngüsünü, hücumunu, kudret ve iradesindeki şiddeti hatırlatacaktır.&#8221;</p>
<p><strong>1 Kasım 1924</strong><br />
Cumhurbaşkanı Atatürk&#8217;ün Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;ni açış konuşması: &#8220;Hiç şüphe etmemelidir ki, Anadolu ortasında sür&#8217;atle meydana getirilecek yeni ve mamur bir Ankara, asırlarca ihmal edilen Türk vatanı için başlıbaşına bir medeniyet merkezi, Türk Devleti için pek mühim bir dayanak olacaktır.&#8221;</p>
<p><strong>17 Kasım 1924</strong><br />
Terakkiperver Cıımhuriyet Fırkası&#8217;nın kuruluşu (2 Haziran 1925&#8242;de Bakanlar Kurulu kararı ile feshedilmiştir.)</p>
<p><strong>17 Şubat 1925</strong><br />
Âşar&#8217;ın kaldırılmasına dair Kanun&#8217;un kabulü.</p>
<p><strong>5 Ağustos 1925</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, Lâtife (Uşaklıgil) Hanım&#8217;dan ayrılışı.</p>
<p><strong>23 Ağustos 1925</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Kastamonu&#8217;ya gelişi.</p>
<p><strong>27 Ağustos 1925</strong><br />
Atatürk&#8217;ün İnebolu&#8217;da elinde panama şapkası ile &#8220;ünlü şapka nutku&#8221;nu söylemesi:&#8221;. . Bunu açık söylemek isterim. Bu serpuşun ismine şapka denir. İşte şapkamız&#8221;</p>
<p><strong>1 Kasım 1925</strong><br />
Cumhurbaşkanı Atatürk&#8217;ün Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;ni açış konuşması: &#8221; Cumhuriyet devrinin kendi zihniyet ve ahlakiyle donanmış basınını yine ancak Cumhuriyetin kendisi yetiştirir.&#8221;</p>
<p><strong>5 Kasım 1925</strong><br />
Ankara Hukuk Fakültesi&#8217;nin açılışı ve Atatürk&#8217;ün konusması: &#8221; Cumhuriyetin güç ve dayanağı olacak bu büyük müessesenin açılışında hissettiğim saadeti hiçbir teşebbüste duymadım ve bunu izhar ve ifade etmekle memnunum.&#8221;</p>
<p><strong>25 Kasım 1925</strong><br />
Şapkâ giyilmesi hakkında Kanun&#8217;un kabulü.</p>
<p><strong>30 Kasım 1925</strong><br />
Tekke ve za&#8217;viyeler ile türbelerin kapatılmasına ve türbedarlıklar ile bir takım ünvanların kaldırılmasına dair Kanun&#8217;un kabulü.</p>
<p><strong>26 Aralık 1925</strong><br />
Milletlerarası saat ve takvim hakkındaki Kanunların kabulü.</p>
<p><strong>17 Şubat 1916</strong><br />
Türk Medenî Kanun&#8217;un kabulü.</p>
<p><strong>22 Nisan 1926</strong><br />
Borçlar Kanunu&#8217;nun kabulü.</p>
<p><strong>29 Mayıs 1926</strong><br />
Türk Ticaret Kanunu&#8217;nun kabulü.</p>
<p><strong>14 Haziran 1926</strong><br />
Atatürk&#8217;e İzmir&#8217;de hazırlanan suikast girişiminin meydana çıkarılması.</p>
<p><strong>18 Haziran 1926</strong><br />
Atatürk&#8217;ün İzmir suikast girişimi hakkında Anadolu Ajansına demeci: &#8220;. . Alçak teşebbüs benim şahsımdan ziyade mukaddes Cumhuriyetimize ve onun istinat ettiği yüksek prensiplerimize müteveccih bulunduğuna şüphe yoktur.. Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet pâyidar kalacaktır.&#8221;</p>
<p><strong>1 Kasım 1926</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;ni açış konuşması: &#8220;&#8230;. Bu büyük millet, arzu ve istidadının yöneldiği istikametleri görmeye çalışan ve görebilen evlâdını daima takdir ve himaye etmiştir.&#8221;</p>
<p><strong>30 Haziran 1927</strong><br />
Atatürk&#8217;ün askerlikten emekliye ayrılışı.</p>
<p><strong>1 Temmuz 1927</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, Kurtuluş&#8217;tan sonra İstanbul&#8217;a ilk gelişi ve coşkun şekilde karşılanışı.</p>
<p>15 Ekim 1927<br />
Cumhuriyet Halk Partisi &#8220;II. Büyük Kongresi&#8221;nin Ankara&#8217;da toplanması ve Atatürk&#8217;ün 36 saat 33 dakika süren Büyük Nutku&#8217;nu okumaya başlaması:</p>
<p><strong>20 Ekim 1927</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Parti Kongresi&#8217;nde okuduğu Büyük Nutku&#8217;nu bitirişi: &#8220;. . Bugün ulaştığımız netice, asırlardan beri çekilen millî felâketlerin doğurduğu uyanıklığın ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların karşılığıdır. Bu neticeyi. Türk gençliğine emanet ediyorum. Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. . . Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asîl kanda mevcuttur!&#8221;</p>
<p><strong>1 Kasım 1927</strong><br />
Atatürk&#8217;ün ikinci defa Cumhurbaşkanlığına seçilmesi. Cumhurbaşkanı Atatürk&#8217;ün Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nde açış konuşması: &#8220;&#8230;Büyük Millet Meclisi, Türk milletinin asırlar süren arayışlarının özü ve onun bizzat kendisini idare etmek şuurunun canlı timsalidir. Türk milleti, mukadderatını Büyük Millet Meclisi&#8217;nin kifayetli ve vatanperver eline bıraktığı günden itibaren karanlıkları sıyırıp kaldırmış ve ümitleri boğan felâketlerden milletin gözlerini kamaştıran güneşler ve zaferler çıkarmıştır.&#8221;</p>
<p><strong>10 Nisan 1928</strong><br />
Lâikliğe giden önemli Anayasa değişikliklerinin yapılması (Bu değişikliklerle, Anayasanın ikinci maddesindeki &#8220;Türkiye Devleti&#8217;nin dini, din-i İslâmdır&#8221; fıkrası ile 26. maddede mevcut &#8220;ahkâm-ı şeriye&#8217;nin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yürütüleceğini&#8221; belirten cümle kaldırılmış, ayrıca milletvekillerinin ve Cumhurbaşkanının yaptıkları yeminler de değiştirilerek namus üzerine ant içilmesi şekli kabul edilmiştir.)</p>
<p><strong>20 Mayıs 1928</strong><br />
Milletlerarası rakamların kabulüne dair Kanun.</p>
<p><strong>10 Ağustos 1928</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, İstanbul Sarayburnu Parkında yeni harfler hakkında konuşması: &#8220;..Bizim ahenktar, zengin dilimiz yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir. Asırlardan beri kafalarımızı demir çerçeve içinde bulundurarak, anlaşılmayan ve anlayamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak, bunu anlamak mecburiyetindesiniz.&#8221;</p>
<p><strong>1 Kasım 1928</strong><br />
Yeni Türk harflerinin kabul ve tatbiki hakkında Kanun&#8217;un kabulü.</p>
<p><strong>1 Kasım 1928</strong><br />
Cumhurbaşkanı Atatürk&#8217;ün Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;ni açış konuşması: &#8220;Büyük Millet Meclisi&#8217;nin kararıyla Türk harflerinin katiyet ve kanuniyet kazanması, bu memleketin yükselme mücadelesinde başlı başına bir geçit olacaktır.&#8221;</p>
<p><strong>8 Kasım 1928</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Millet Mektepleri&#8217;nin Genel Başkanlığı&#8217;nı ve Başöğretmenliği&#8217;ni kabul etmeleri.</p>
<p><strong>1 Ocak 1929</strong><br />
Yeni harfleri ve bu harflerle yazıyı halka öğretmek üzere &#8220;Millet Mektepleri&#8221;nin açılması.</p>
<p><strong>1 Kasım 1929</strong><br />
Cumhurbaşkanı Atatürk&#8217;ün Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;ni açış konuşması: &#8220;. . Meclisimizin en büyük eseri olan Türk harfleri, memleketin umumî hayatına tamamen tatbik olunmuştur. İIk müşkülat, milletin. ülkü kuvveti ve uygarlığa olan sevgisi sayesinde kolaylıkla yenilmiştir.&#8221;</p>
<p><strong>3 Nisan 1930</strong><br />
Türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkı tanıyan yeni Belediye Kanunu&#8217;nun kabulü.</p>
<p><strong>11 Ağustos 1930</strong><br />
Atatürk&#8217;ün yeni bir parti kurulması isteği hakkında Fethi (Okyar) Bey&#8217;in mektubuna cevabı: &#8220;Görüyorum ki lâik cumhuriyet esasında beraberiz. Zaten benim siyasî hayatta bir taraflı olarak daima aradığım ve arayacağım temel budur. Binaenaleyh Büyük Meclis&#8217;te aynı temele istinat eden yeni bir partinin fâaliyete geçerek millet işlerini serbest tartışmasını, Cumhuriyetin esaslarından sayarım.&#8221;</p>
<p><strong>12 Ağustos 1920</strong><br />
Fethi (Okyar) başkanlığında &#8220;Serbest Cumhuriyet Fırkası&#8221;nın kuruluşu (Parti, 17 Kasım 1930&#8242;da kendisini feshetmiştir.)</p>
<p><strong>1 Kasım 1930</strong><br />
Cumhurbaşkanı Atatürk&#8217;ün Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;ni açış konuşması: &#8220;&#8230;. Geçen senenin önemli olaylarından biri de Sivas&#8217;a demiryolunun ulaşmasıdır. Bu kadar müşkülât içinde vatanı bir misli daha genişletmeye ve kuvvetlendirmeye medar olan bu eserin gelecek Türk milleti tarafından şükranla yâdolunacağına eminim. &#8221;</p>
<p><strong>28 Aralık 1930</strong><br />
Kubilây&#8217;ın şehit düşmesi nedeniyle Atatürk&#8217;ün, orduya başsağlığı mektubu: &#8220;&#8230;. Büyük ordunun kahraman genç subayı ve Cumhuriyetin mefkûreci öğretmen heyetinin kıymetli uzvu Kubilây&#8217;ın temiz kanı ile Cumhuriyet hayatiyetini tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır.&#8221;</p>
<p><strong>12 Nisan 1931</strong><br />
Atatürk&#8217;ün direktifiyle &#8220;Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti&#8221;nin kuruluşu (Daha sonra &#8220;Türk Tarih Kurumu&#8221; adını almıştır.)</p>
<p><strong>4 Mayıs 1931</strong><br />
Atatürk&#8217;ün üçüncü defa Cumhurbaşkanlığına seçilmesi.</p>
<p><strong>10 Mayıs 1931</strong><br />
Cumhuriyet Halk Partisi Üçüncü Büyük Kongresi&#8217;nin toplanışı ve Atatürk&#8217;ün konuşması: &#8220;&#8230; Millet için ve milletçe yapılan işlerin hâtırası her türlü hâtıraların üstünde tutulmazsa millî tarih kavramının kıymetini takdir etmek mümkün olamaz.&#8221;</p>
<p><strong>1 Kasım 193l</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;ni açış konuşması: &#8220;. . Türkiye&#8217;nin güvenliğini gaye tutan, hiçbir milletin aleyhinde olmayan bir barış istikameti, bizim daima kuralımız olacaktır.&#8221;</p>
<p><strong>19 Şubat l932</strong><br />
Halkevlerinin açılması.</p>
<p><strong>12 Temmuz 1932</strong><br />
Atatürk&#8217;ün direktifiyle &#8220;Türk Dili Tetkik Cemiyeti&#8221;nin kuruluşu (Daha sonra &#8220;Türk Dil Kurumu&#8221; adını almıştır.)</p>
<p><strong>1 Kasım 1932</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;ni açış konuşması: &#8220;&#8230; Millî kültürün her çığırda açılarak yükselmesini Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin temel dileği olarak temin edeceğiz.&#8221;</p>
<p><strong>31 Mayıs 1933</strong><br />
İstanbul Darülfünunu&#8217;nun kapatılmasına Millî Eğitim Bakanlığı&#8217;nca yeni bir üniversite kurulmasına dair Kanun&#8217;un kabulü (Bu kanunla İstanbul darülfünunu kapatılmış,18 Kasım 1933 günü İstanbul Üniversitesi öğretime açılmıştır.)</p>
<p><strong>29 Ekim 1933</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, Cumhuriyetin 10. Yıldönümü nedeniyle Türk milletine ünlü söylevi: &#8220;. . Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti&#8217;dir. &#8230; Asla şüphem yoktur ki Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti bundan sonraki inkişafiyle âtinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır&#8230; Ne mutlu Türküm diyene!&#8221;</p>
<p><strong>1 Kasım 1933</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;ni açış konuşması: &#8220;&#8230;. Geçen on sene, gelecek devirler için bir başlangıçtan başka bir şey değildir. Bununla beraber, eski devirlerin tarihi karşısında, Cumhuriyetin bu on senesi, eşi görülmeyen bir diriliş ve göz kamaştırıcı bir ileri atılış âbidesidir.&#8221;</p>
<p><strong>20 Kasım 1933</strong><br />
Atatürk&#8217;ün İstanbul Üniversitesi&#8217;nin öğretime açılması münasebetiyle kendisine çekilen saygı ve bağlılık telgrafına cevabı: &#8220;İstanbul Üniversitesi&#8217;nin açılmasından çok sevinç duydum. Bu yüksek ilim ocağında kıymetli profesörlerin elinde Türk çocuğunun müstesna zekâ ve eşsiz kabiliyetinin çok büyük inkişaflara mazhar olacağından eminim.</p>
<p><strong>9 Şubat 1934</strong><br />
Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında &#8220;Balkan Antantı&#8221;nın imzalanması.</p>
<p><strong>21 Haziran 1934</strong><br />
Soyadı Kanunu&#8217;nun kabulü.</p>
<p><strong>1 Kasım l934</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;ni açış konuşması: &#8220;. . Güzel sanatların hepsinde, ulus gençliğinin ne türlü ilerletilmesini istediğinizi bilirim. Bu yapılmaktadır. Ancak, bunda en çabuk, en önde götürülmesi gerekli olan Türk musikisidir. Bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü, musikide değişikliği alabilmesi, kavrayabilmesidir.&#8221;</p>
<p><strong>24 Kasım 1934</strong><br />
Kendisine &#8220;Atatürk&#8221; soyadı verildiğine dair Kanun&#8217;un Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nde kabulü.</p>
<p><strong>26 Kasım 1934</strong><br />
Efendi, Bey, Paşa, Hazretleri v.b. lâkap ve unvanların kaldırıldığına dair Kanun&#8217;un kabulü.</p>
<p><strong>3 Aralık 1934</strong><br />
Bazı kisvelerin giyilemeyeceğine dair Kanun&#8217;un kabulü (Bu kanunla din adamlarının hangi din ve mezhebe mensup olurlarsa olsunlar mabet ve âyinler haricinde ruhanî kisve taşımaları yasaklanmıştır.)</p>
<p><strong>5 Aralık 1934</strong><br />
Türk kadınlarına milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanıyan Anayasâ değişikliği.</p>
<p><strong>1 Mart 1935</strong><br />
Atatürk&#8217;ün dördüncü defa Cumhurbaşkanı seçilmesi.</p>
<p><strong>9 Mayıs 1935</strong><br />
Cumhuriyet Halk Partisi IV. Büyük Kurultayı&#8217;nın Ankara&#8217;da Atatürk&#8217;ün konuşmasıyla açılışı: &#8220;Uçurum kenarında yıkık bir ülke.. türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar.. yıllarca süren savaş&#8230; ondan sonra, içerde ve dışarda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni sosyete, yeni devlet ve bunları başarmak için arasız, devrimler&#8230; İşte Türk genel devrimi&#8217;nin bir kısa ifadesi&#8221; (Kurultay 16 Mayıs 1935 de kapanmıştır.)</p>
<p><strong>1 Kasım 1935</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;ni açış konuşması: &#8221; .. Olaylar Türk milletine iki önemli kuralı yeniden hatırlatıyor: Yurdumuzu ve haklarımızı müdafaa edecek kuvvette olmak.. Barışı koruyacak uluslararası çalışma birliğine önem vermek..&#8221;</p>
<p><strong>9 Ocak 1936</strong><br />
Ankara&#8217;da &#8220;Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi&#8221;nin açılışı.</p>
<p>20 Temmuz 1936<br />
Boğazların Türk Hükûmeti&#8217;nin hâkimiyetine geçişini sağlayan &#8220;Montreux Antlaşması&#8221;nın imzalanması.</p>
<p><strong>1 Kasım 1936</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;ni açış konuşması: &#8220;&#8230; Cumhuriyet, yeni ve sağlam esaslarıyla Türk milletini emin ve metîn bir gelecek yoluna koyduğu kadar, asıl fikirlerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik itibariyle büsbütün yeni bir hayatın müjdecisi olmuştur.&#8221;</p>
<p><strong>27 Ocak 1937</strong><br />
Cenevre&#8217;de Milletler Cemiyeti toplantısında Hatay&#8217;ın bağımsızlığının kabul edilmesi (Bu durum, 29 Mayıs 1937&#8242;de Cenevre&#8217;de toplanan Milletler Cemiyeti Konseyi&#8217;nde de Hatay Anayasasıyla beraber onaylanmış, bağımsızlık rejimi 29 Kasım 1937 günü yürürlüğe girmiştir. 2 Eylül 1938&#8242;de Hatay Millet Meclisi açılarak Devlet Başkanlığı&#8217;na Tayfur Sökmen seçilmiştir. Devletin adı &#8220;Hatay devleti&#8221; olarak kabul edilmiş, 23 Haziran 1939&#8242;da Türkiye ile Fransa arasında yapılan antlaşma ile de Türkiye&#8217;ye bırakılmış, 7 Temmuz 1939 tarih ve 3711 sayılı Kanun&#8217;la yeni Hatay ili kurulmuştur. )</p>
<p><strong>11 Haziran 1937</strong><br />
Atatürk&#8217;ün bütün çiftliklerini ve mallarını millete bağışlaması.</p>
<p><strong>9 Temmuz 1937</strong><br />
Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Sadabat Paktı&#8217;nın imzalanması.</p>
<p><strong>1 Kasım 1937</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;ni açış konuşması: &#8220;&#8230; Milletimizin lâyık olduğu yüksek uygarlık ve refah seviyesine varmasını alıkoyabilecek hiçbir engel düşünmeğe yer bırakılmadığını ve bırakılmayacağını huzurunuzda söylemekle bahtiyarım.&#8221;</p>
<p><strong>30 Mart 1938</strong><br />
Fransa&#8217;dan davet edilen Prof.Dr. Fissenger&#8217;in Atatürk&#8217;ü muayenesini takiben Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği&#8217;nin Atatürk&#8217;ün hastalığı hakkında ilk resmî tebliğ yayımlaması (Bu tebliğ&#8217;de Fissenger&#8217;in muayenesi sonucu Atatürk&#8217;ün sıhhatinde endişe verici bir durum olmadığının tesbit edildiği ve kendisine 1,5 ay kadar istirahat tavsiyesinin kâfi görüldüğü belirtilmiştir. )</p>
<p><strong>20 Mayıs 1938</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Ankara&#8217;dan Mersin&#8217;e gelişi; askerî birliklerin geçit resmini izlemesi.</p>
<p><strong>24 Mayıs 1938</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Mersin&#8217;den Adana&#8217;ya gelişi,Atatürk Parkı önünde askerî birliklerin geçit resmini izlemesi.</p>
<p><strong>26 Mayıs 1938</strong><br />
Atatürk&#8217;ün son olarak Ankara&#8217;dan İstanbul&#8217;a gidişi (Ölüm tarihine kadar İstanbul&#8217;da kalmıştır.)</p>
<p><strong>5 Eylül 1938</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Dolmabahçe Sarayı&#8217;nda elyazısıyla vasiyetini yazması (Vasiyetname 6 Ekim 1938 günü Dolmabahçe Sarayı&#8217;na çağırılan İstanbul Altıncı Noterine Atatürk tarafından teslim edilmiştir. Vasiyetnamenin açılışı: 28 Kasım 1938)</p>
<p><strong>29 Ekim 1938</strong><br />
Atatürk&#8217;ün, Cumhuriyetin 15. Yıldönümü nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti Ordusuna mesajı: &#8220;. . Türk vatanının ve Türklük camiasının şan ve şerefini, dahilî ve haricî her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni, her an yapmaya hazır ve âmade olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1 Kasım 1938</strong><br />
Atatürk&#8217;ün Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;ni açış konuşmasının hastalığı sebebiyle Başbakan Celâl Bayar tarafından okunması: &#8220;&#8230; Memleketimizi her gün daha çok kuvvetlendirmek, her alanda her türlü ihtimallere karşı koruyabilecek bir halde bulundurmak ve dünya olaylarının bütün safhalarını büyük bir uyanıklılıkla izlemek, barışsever siyasetimizin dayanacağı esasların başlangıcıdır.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">10 Kasım 1938<br />
Atatürk&#8217;ün Dolmabahçe Sarayı&#8217;nda saat dokuzu beş geçe ölümü (Atatürk&#8217;ün Türk bayrağına sarılı tabutu 16 Kasım 1938 günü Dolmabahçe Sarayı&#8217;nın büyük tören salonunda bir katafalk üzerine konularak milletin ziyaretine bırakılmış, 19 Kasım 1938 günü Dolmabahçe&#8217;den top arabasına konularak törenle Sarayburnu rıhtımına, buradan Zafer torpidosu aracılığıyla Yavuz gemisine nakledilmiştir. Bu gemi ile İzmir&#8217;e getirilmiş, yine Zafer torpidosuna nakledilerek karaya çıkarılmıştır. Cenaze, saat 20.30&#8242;da özel trenle Ankara&#8217;ya gönderilmiş, 20 Kasım 1938 günü saat 10.00&#8242;da başta Cumhurbaşkanı olmak üzere Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başbakan, Bakanlar, Genelkurmay Başkanı, milletvekilleri, devlet ve ordu ileri gelenleri tarafından İstasyonda törenle karşılanmıştır. Atatürk&#8217;ün tabutu trenden alınarak top arabasın konulmuş, büyük törenle Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;ne getirilerek Meclis önünde hazırlanan katafalk&#8217;a yerleştirilmiştir. 21 Kasım 1938 günü geçici kabir olarak ayrılan Etnografya Müzesi&#8217;ne getirilmiş ve hazırlanan mermer lâhdin üzerine yerleştirilmiştir. Tabut 10 Kasım 1953&#8242;de büyük bir törenle AnıtKabir&#8217;e nakledilmiş ve Atatürk&#8217;ün fani vücudu vatan topraklarına verilmiştir.)<br />
Makale Dizini:1. Atatürk KronolojisiSeçenekler  Makale Resimleri  Buraya daha çok resim ekle(Toplam: 0)Yazarın diğer makaleleri Anonim10. Yıl Marşı<br />
Özlük Dosyası<br />
Onuncu Yıl Nutku<br />
Makaleler Ana Sayfasına Geri Dönİlgili diğer makalelerMakale Başlığı</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anitkabir.org/ataturk/ataturk-kronolojisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

<!-- Performance optimized by W3 Total Cache. Learn more: http://www.w3-edge.com/wordpress-plugins/

Page Caching using apc
Database Caching using apc
Object Caching 1001/1088 objects using apc

Served from: www.anitkabir.org @ 2012-05-18 07:51:40 -->
