ZEKERİYA SOFRASI

Çankaya köşkü’nün biraz ilerisinde, ağabeyi Atatürk’ün yaptırdığı evde oturan Makbule Hanımefendi, birgün köşke geldiğinde Ata kendisine:

-”Canım çiğ börek istedi.Hazırlarsan akşam sana yemeğe gelirim”der.

O akşam Makbule hanımefendiye arkadaşları zekeriya sofrasına davetlidirler.Durumu Ata’ya anlatırlar ve ertesi gün gelmesini rica eder.Atatürk merakla sorar:

-”Nedir bu zekeriya sofrayı?” aldığı cevap üzerine ”Peki” der ama, beraberine Salih Bozok, Cevad abbas,Nuri Conker, Fuat Bulca gibi hemşiresinin Selanik’ten tanıdığı eski arkadaşlarına, Prof.Dr.Neşet Ömer İrdelp’le ilahiyatçı dinler tarihi Prof.Şemsettin Günaltayı da katarak hemşiresinin evine gider.

Orada, Mareşal Fevzi Çakmak’ın eşi Fitnat Hanımefendi, İsmet İnönü’nün eşi Mevhibe Hanımefendi, Celal Bayar’ın eşi Recide Hanımefendi ve çevrede oturan şahsiyetlerin eşleride vardır.Ata’yı görünce şaşıran hemşiresi,önce karşı çıkar.

”Bu sofraya oturmak için iki rekat namaz kılmak niyet tutmak gerekir’‘ der.Ata gülerek:

”Namazımıza sen karışamazsın.O, Allah’la kulları arasındaki mevzu.Niyete gelince:merak etme, hepimizin ülkesi ve şahsı için niyetleri vardır” der ve arkadaşlarıyla yemek salonuna girer, hepsini selamlar kendilerine ayrılan yerlere otururlar.

Sofrada sadece ve yalnızca çiğ sebzeler vardır.Yenebileceklerin tümü böyledir.Atatürk, onlardan iştahla yerken, üniversitede dinler tarihi hocası olan Şemseddin Günaltay’a sorar:

-”Acaba bu Zekeriya sofrasının asıl sebebi nedir?”

Aldığı cevabı dinler, sorusunu bu kez tıp profesörü Neşet Ömer Bey”e sorar, onu da dinler.Sonunda der ki:

”Ben biraz farklı düşünüyorum.Dinlerin adet-geleneklerinin daha reel, gerçekçi sebepleri olmak lazım.Bu zekeriya sofrası, adından da anlaşılacağı üzere sanırım musevilik’ten kalmış.Onlarda da oruç var bilirsiniz.Bizde ramazan ayında sahur ve iftarda bol yağlı, şekerli, unlu maddeler ile bol et yenilir,bunlar da mide rahatsızlıklarına yol açabilir.En iyisi, şifalısı dasebze ve tercihen çiğ sebze yeinlmesidir.

Bu kuru tevsiye olarak telkin edilse kimse aldırmaz, ama bir niyet ve o niyetlerin gerçekleşeceği söylenirse cazip gelir.İşte bizim hemşirenin şu sofrası gibi.

Bence dinleri ve dinlerin tavsiyelerinin bu istikamette ele alınması onların geçen zamana rağmen değerlerini kaybetmemiş olanlarını ötekilerden ayırmaya yarar.Şu Zekeriya sofrasında olduğu gibi”

Yorum Ekle:

Bir Cevap Yazın