MUSTAFA KEMAL’İ DİNLEMİŞ OLSALARDI, BALKAN FACİASI ÖNLENMİŞ OLACAKTI

Mustafa Kemal, her şeyden önce kendine güvenen bir adamdır.Çocukluğundan beri hangi işin aksak tarafını görüşse, ileriye atılmış ve ”Ben yaparım.” demiştir.

Okulda, sınıf çavuşluğunu böyle almış, Çanakkale’de grup komutanlığına böyle atanmış, Kurtuluş savaşına bu inançla atılmıştır.

Atatürk’ün bu yönüyle ilgili ve balkan faciasına engel olacak teşebbüslerini de öğrenmiş bulunuyoruz.

Mustafa Kemal, redif ikinci selanik tümeni kurmay başkanı bulunduğu sırada ( tayini 13 ocak 1910) savunma planları hazırlamıştır.Bu planlar, balkanlılar, aralarında birleşir de bir gün Osmanlıya saldıracak olurlarsa -ki bu ihtimal çok yakın görünüyordu- yurdun nasıl savunulacağını gösteriyordu.Mustafa Kemal, bu işi incelemek için tek başına bütün Rumeli’deki orduları dolaşmıştır.Dağların, derelerin, askeri bakımdan önemli olan yerlerin gereklerini düşünmüş; her şeyi inceden inceye hesaplayarak hazırlamıştı bu planları.

Asım Us’un anılarına göre, bir gece Atatürk’ün sofrasında balkan faciası söz konusu olur.

Sorarlar:

 -Balkan faciası, önüne geçilemez bir felaket miydi?Bu mağlubiyetten kurtuluş çaresi yokmuydu?

Atatürk, cevap verir ve Asım Us kelime kelime not eder:

 ”Balkan harbi başladığı zaman ben, Trablusgarp’te bulunuyordum.Eğer bu sırada ben orada bulunmayıp da rumeli’nin herhangi bir noktaında bulunsadım, o balkan faciası olmazdı.Çünkü selanik kolordusunda bulunurken, küçük balkanlı devletlerin birleşerek müşterek bir taarruz yapmaları ihtimalini düşünüyorduk.Ben, böyle bir ihtimale karşı, takip ve tatbik edilecek müdafaa planları üzerinde çalışmıştırm.

 Bir gün bu müdafaa planlarına ait haritaları masamın üzerine sererek meşgul bulunurken, içeriye Talat Bey’le (Paşa) o zaman ittihat ve terakki cemiyeti genel sekreteri olan Hacı Adil Bey girdi.Kolordu kumandanını ziyarete gelmişler.Bu münasebetle beni de hatırlamışlar.Selamlaşmalardan sonra, Talat Bey bana söz konusu kabilinden sordu.

 -Kemal bey çok dalmışsın, ne ile meşgul oluyorsun?

 Önümdeki haritaları göstererek.

 -Bunlar Rumeli müdafaa planıdır.Bir gün küçük balkanlı devletlerin birleşerek müşterek bir taarruz yapmaları ihtimaline karşı askeri hazırlıklarımızdır.

 Dedim. Talat Bey:

 -Ben asker değilim.Bu gibi askeri işlerden anlamam.Fakat bu gösterdiğin müdafaa planlarını kim tatbik edecek?

 Diye sordu.Ben elimle kendimi işaret ederek:

 -Ben yaparım!

 Dedim.Talat Bey, bu mevzu üzerinde daha fazla konuşmadı, sustu. Esasen sadece gönül ve hatır almak için benim yanıma uğramışlardı.Veda ederek ayrıldılar. Sonradan öğrendim ki, benim rumeli’yi müdafaa hakkındaki sözlerim Talat Bey’in pek garibine gitmiş.Odamdan çıktıktan sonra, giderlerken Hacı Adil Bey’e:

 -Gördün mü bizim deliyi!

Demiş.”

Atatürk’ün anlattığı bu anı, O’nun ileriyi görmekten resulane sezişinin birçok örneklerinden birni daha teşkil etmektedir.Talat Paşa’nın Mustafa Kemal hakkındaki yargısını tarih cevaplandırmıştır.Mustafa Kemal, ilerilyi görmüştü.Küçük balkan devletlerinin günün birinde anlaşarak ve birleşerek Osmanlıya saldıracağını tahmin etmişti bunun içinde gerekli savunma planları hazırlamıştı.Bunu uygulayacak tek adam olarak da kendini görüyordu.

Balkan birleşmesine karşı gerekli tedbirleri almamış, bu yüzden Balkan faciasına yol aşmış, daha sonra Birinci Dünya Savaşına katılarak Osmanlı İmparatorluğunun parçalanıp dağılmasında sebep olanların başında Talat Paşa vardı.

Ve bu macera deliceydi.

SADİ BORAK, BİLİNMEYEN YÖNLERİYLE ATATÜRK, İST. , S. 66

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Ekle:

Bir Cevap Yazın