ATATÜRK’Ü AĞLATAN KÖYLÜ

İnebolu’dan Kastamonu’ya geliyoruz.Bütün Kastamonu halkı, kışlanın ilerisine toplanmış.Büyük Gazi’nin 24 saat evvelki şapka hakkında söylediği nutuk Kastamonu da ilk defa olumlu şekilde etkisini göstermiş.Başta Kastamonu valisi Fatin (sabık Bursa milletvekili Fatin Güvendiren) olumlu halde, bütün memurlar, öğretmenler beyaz şapka giymişler.Ata, Kastamonu’ya gelirken çarşaflı peçeli kadın öğretmenler karşılamıştı.Şimdi bu kadın öğretmenler, peçelerini açmışlar… Yol boyunca beyazlı yeşilli carlı Kastamonu şehir ve köy kadınları dizilmişler.Genç ihtiyar, kadın erkek, çocuk, (yaşa !.. varol!.. ) diye çırğınıyorlar.Bu sesler Ilgaz’ın eteklerinde akisler yaprak yükseliyor.Yükseliyor ve ta ileride Kastamonu kalesine çarparak sanki Kastamonu’nun heycanının sesli bir ifadesi gibi tekrar akis yaparak etrafa dağılıyor.

-Yaşa!.. Varol!..

Gazi, manzaranın ihtişamına daha fazla dayanamadı.Otomobilinden indi, henüz iki adım atmamıştı ki, yolun iki tarafını dolduran ve tarlalara taşan ak çemberli, gök peştemallı Türk anaları Ata’nın etrafını sararak ayaklarına kapandılar.

-Ah paşacığımız… sana yıllarca sırtımıza gülle taşıdık.Seni dünya gözüyle gösteren Rabbimize hamd-ü şükr olsun.Andımız vardı.Ayağını öpecektik!..

Atatürk… Altın saçlı, keskin bakışlı Atatürk, mendilini gözlerine kapadı.Devrimler yaratan, devletlerin sırtını yere getiren Atatürk… Bir büyük kumandan.Bir dahi… Bir kurtarıcı ağlıyordu.Göz yaşları, kahraman Türk kadınları üzerine damlıyordu.

ZEKİ CEMAL BAKIÇELEBİOĞLU

BANOĞLU, AGE, S: 410 – 411

Yorum Ekle:

Bir Cevap Yazın